Haber dosyasını indirin
İndir
Genel Başkanımız Zekeriya Yapıcıoğlu, Kayseri’de basın mensuplarıyla bir araya geldiği toplantında fon krizinde kastı ya da ihmali olanlardan hukuk önünde hesap sorulması gerektiğini belirtti.
Kayseri’de kahvaltılı basın toplantısında gazetecilerle bir araya gelen Genel Başkanımız Zekeriya Yapıcıoğlu; borsadaki fon krizi, ekonomi, yeni anayasa süreci, toplumu ifsat eden sapkın akımlar ve Gazze'de yaşanan siyonist vahşete ilişkin önemli mesajlar verdi.
"Hiç kimsenin
mağdur olmasına fırsat tanınmamalıdır"
Son günlerde kamuoyunu meşgul eden fon dolandırıcılığı
iddialarına değinerek sözlerine başlayan Yapıcıoğlu, birçok vatandaşın suni bir
şekilde yükseltilen fonlara büyük miktarda para kaptırdığını belirtti.
Konunun titizlikle ve ciddiyetle soruşturulması gerektiğinin
altını çizen Yapıcıoğlu, "Hukukun üstünlüğünün anlamlarından birisi de
şudur ki herkes kanun önünde eşittir. Makamı, mevkisi, ismi, sosyal statüsü ya
da siyasi pozisyonu ne olursa olsun bu işte kastı ya da ihmali olan her kim
varsa mutlaka hukuk önünde hesabını vermeli ve hiç kimsenin mağdur olmasına
fırsat tanınmamalıdır." dedi.
“Kontrol
mekanizmalarında görevli olanlar da bunun hesabını vermeli”
Yapıcıoğlu, anormallikleri fark edip müdahale etmesi gereken
kontrol mekanizmalarındaki görevlilerin de hesap vermesi gerektiğini
vurgulayarak, “Sadece bu fonlara giriş yapıp kısa sürede çok ciddi kârlar elde
eden kişiler değil; bunları titizlikle takip etmesi gereken ve bir anormallik
gördüğünde müdahale etmesi gereken kontrol mekanizmalarında görevli olanlar da
bunun hesabını vermeli. Niçin böyle oldu, ne zamandan beri böyle oldu, bunun
sorumlusu nedir ve bir daha böyle olmaması için ne tür önlemler almalı? Bunlar
detaylı bir şekilde ortaya konmalıdır." ifadelerini kullandı.
"Asgari ücret
asla açlık sınırının, en düşük emekli maaşı da asgari ücretin altında
olmamalıdır"
Türkiye'nin kalbi, sanayi ve tarım kenti Kayseri'de
vatandaşın en büyük gündeminin ekonomi olduğunu belirten Yapıcıoğlu,
enflasyonun bir türlü düşürülemediğine dikkat çekti. Anayasa Mahkemesi önünde
yaşanan ve bir emekli memurun hayatına son verdiği vahim olaya değinen
Yapıcıoğlu, inançları gereği intiharı asla tasvip etmediklerini hatırlatarak
şunları kaydetti:
"Hiçbir şart altında hiçbir vatandaşımızın canına
kıymasını biz doğru bulmayız. İnsan kendi bedeninin sahibi değildir, bu beden
bize emanettir. Ama emeklilerin içinde bulunduğu durum maalesef bu şekilde
gündeme geldi. Emekli geçinemiyor. Bizim öteden beri söylediğimiz bir şey var:
Asgari ücret asla açlık sınırının altında olmamalı, en düşük emekli maaşı da
asgari ücretin altında olmamalıdır. Açlık sınırı, 4 kişilik bir ailenin sadece
sağlıklı beslenmesi için gereken parayı ifade eder. Oysa kiracı olan dar gelirliler
gelirlerinin yarısından fazlasını kiraya veriyor; bunun haricinde elektrik, su,
doğal gaz, eğitim, ulaşım giderleri var. Dar gelirli vatandaşlar tahammül
sınırlarının sonuna gelmiştir ve o sınır artık geçilmiştir."
"Sıkı para
politikasından ve faizleri yükseltmekten vazgeçin"
Ekonomi yönetiminin 2023 seçimlerinden bu yana uyguladığı enflasyonla mücadele politikalarını eleştiren Yapıcıoğlu, Türkiye'deki enflasyonun talep değil, maliyet kaynaklı olduğunu belirtti.
Yüksek faiz ve piyasadan para çekme (sıkılaştırma)
politikalarının esnafı ve sanayiciyi zor durumda bıraktığına dikkat çeken
Yapıcıoğlu, yetkililere şu sözlerle seslendi:
"Piyasadaki parayı sünger gibi emerseniz esnafın işi
kırılır. Sanayici ürettiğini satamaz, sattığının parasını alamaz. Nitekim
Kayseri OSB'de 1000'den fazla işçi çalıştıran çok büyük bir firmanın tası
tarağı toplayıp gittiğini biliyoruz. Ekonomi yönetimine sesleniyorum: Yüksek
faizler enflasyonu düşürmedi. Bu yöntemin doğru olmadığı son 3 yılın
uygulamalarıyla kanıtlandı. Gelin bu yöntemden vazgeçin. Tarımda cumhuriyet
tarihinin en yüksek üretim miktarına ulaşmamıza, rekolte artışlarına rağmen
fiyatlar düşmüyor. Çünkü tarımsal girdiler çok yüksek ve aracıların fahiş kâr
hevesi var. Vatandaşın ucuz gıdaya ulaşması için faizleri yükseltmek suretiyle
piyasadaki parayı emmekten bir an önce vazgeçilmeli; sanayici, çiftçi, asgari
ücretli ve emekliyi rahatlatıcı adımlar mutlaka atılmalıdır."
"Bizi bin yıldır
kardeş kılan ve kaderdaş yapan şey ortak inancımızdır"
40 yıllık şiddet ve çatışma döneminin sona ermesine yönelik
atılan adımları tarihi bir gelişme olarak niteleyen Yapıcıoğlu, Meclis'te 467
oyla çıkarılan yasaya atıfta bulunarak sürecin dönüşü olmayan bir yola
girdiğini temenni ettiklerini söyledi. Silahın ve şiddetin en büyük zararı
bölge insanına, Kürt halkına verdiğini belirten Yapıcıoğlu, kardeşlik vurgusu
yaptı:
"Malazgirt'ten beri iki kavim kardeşçe birlikte
yaşadılar. Bizi kardeş kılan şey, bin yıldır ortak vatanda kaderdaşlık yaptıran
şey ortak inancımızdır. Bu temelin mutlaka güçlü tutulması gerekir. Eğer bu
temel zayıflarsa başka bir beşerî ideolojinin bu kadim toplulukları kardeşçe
bir arada yaşatmasının imkân ve ihtimali bize göre yoktur. O ortak zemine
yönelmiş her saldırı aslında kardeşliğe yapılan bir saldırıdır."
"Kendi
çocuklarımızı kendinize benzetmenize izin vermeyeceğiz"
Küresel çapta dayatılan ve aileyi hedef alan eşcinsel sapkın
akımların ifsat çalışmalarına karşı net mesajlar veren Yapıcıoğlu, bu grupların
"Ailem Güvende" operasyonlarına karşı sanki ölüm listesine
konulmuşlar gibi bir mağduriyet algısı oluşturmaya çalıştığını belirtti.
Bu propagandalara asla müsaade etmeyeceklerinin altını çizen
Yapıcıoğlu, "Mevcut yasalara göre özel alanında yapan yapıyor, kimsenin
karıştığı yok. Fakat bu sapkın gruplar, kendi sapıklıklarının propagandasını
yapıp bizim çocuklarımıza bulaştırmaya çalışıyorlar. Buradan bir kez daha
söylüyoruz: Kendi çocuklarımızı kendinize benzetmenize izin vermeyeceğiz,
veremeyiz! Asıl beka sorunu, toplumun varlık yokluk meselesi budur. Yapılan
faaliyetler insana savaş açmaktır, insan neslinin sonunu getirecek sapkınlıklardır.
Sapkınlığın propagandasına kesin bir engel konmalı ve bunu yapmakta ısrar
edenler mutlaka cezalandırılmalıdır." şeklinde konuştu.
"Sivil bir
anayasa siyaset kurumunun bu millete karşı namus borcudur"
Yeni anayasa tartışmalarına da değinen Yapıcıoğlu,
"Sadece kurucu meclisler anayasa yapabilir" tezini sert bir dille
eleştirdi.
TBMM'nin yeni bir anayasa yapma yetkisi, yeteneği ve birikimi olduğunu vurgulayan Yapıcıoğlu, "Milletin yüzde 90'ından fazlasını temsil eden 16 partinin bulunduğu bir mecliste yeni anayasa yapılamayacaksa kim yapacak? Darbeciler mi? Yeni bir anayasa yapmak için illa devletin yıkılması mı gerekir? Ya da 12 Eylül'de, 27 Mayıs'ta olduğu gibi askerin partileri kapatıp anayasayı çöpe atması mı gerekir? Hayır! Bu meclis kendi yetkisine ve hukukuna sahip çıkmalıdır. 21 kez değişmesine rağmen iskeleti duran bu cunta anayasasından kurtulmak; milletimizin değerleriyle uyumlu, adil ve sivil bir anayasa yapmak siyaset kurumunun millete karşı bir namus borcudur." ifadelerini kullandı.
"Siyonistlerin
pervasızlığının en büyük nedeni İslam ülkelerinin dağınıklığıdır"
Konuşmasının sonunda Gazze'de yaşanan siyonist vahşete
dikkat çeken Yapıcıoğlu, 7 Ekim'den bu yana devam eden soykırımda 2 milyonluk
şehirde 80 binin üzerinde şehit verildiğini ve enkaz altında on binlerce cenaze
bulunduğunu hatırlattı.
Siyonist işgal rejiminin hastaneleri vurduğunu, ağır iş
makinelerinin girişini engellediğini ve Filistin halkını açlığa mahkum ettiğini
belirten Yapıcıoğlu, Gazze'ye girmesine izin verilen az sayıdaki kamyonda ise
temel gıda maddeleri yerine ticari atıştırmalıkların bulunduğunu ifade etti.
Yaşanan katliamlarda ABD ve Batı'nın desteği kadar İslam
dünyasının sessizliğinin de payı olduğunu vurgulayan Yapıcıoğlu, İttihad-ı
İslam çağrısı yaparak sözlerini şöyle tamamladı:
"Siyonizmin bütün dünyanın gözünün içine bakarak bu
kadar pervasızca katliamlarına devam etmesinin en büyük nedeni biz
Müslümanların, İslam ülkelerinin dağınıklığındandır, birbirimizle
uğraşmamızdandır. Bütün İslam dünyasına sesleniyorum: Çekişmeleri bir kenara
bırakın, en azından ilk kıblemiz Mescid-i Aksa konusunda güçlerinizi
birleştirin. İttihad-ı İslam her Müslümanın gündeminin en önemli başlıklarından
birisi olmalıdır. Biz ne zaman özümüze döner, kendimiz olur ve güçlerimizi
birleştirirsek, tarih şahittir ki zalimlerin gözünü ancak o zaman
korkuturuz."





