Genel Başkanımız Zekeriya Yapıcıoğlu, Adıyaman'ın Kâhta ilçesinde partimizin 5. Olağan Kongresi'ne katıldı. Gündeme dair değerlendirmelerde bulunan Yapıcıoğlu, "Terörsüz Türkiye" sürecinde tıkanıklığın aşılması için Meclis'e sundukları kanun teklifini hatırlatarak, Türkler ve Kürtler arasındaki yegâne bağın İslam kardeşliği olduğunu vurguladı.
Genel Başkanımız Zekeriya Yapıcıoğlu, partimizin Kâhta
İlçe Başkanlığı 5. Olağan Kongresi'nde partililerimize ve kamuoyuna hitap etti. Yapıcıoğlu;
Kürt meselesinde kardeşlik hukuku, ekonomi, aile kurumu, uyuşturucuyla
mücadele, siyasetteki yozlaşma ve Gazze'de devam eden soykırıma dair önemli
mesajlar verdi.
“Erken seçim olma
ihtimaline binaen büyük kongremizi öne çekebiliriz”
Kâhtalı Mıçe Kültür Merkezi’ndeki kongrede konuşmasına, 2019
yılında davası uğruna mücadele ederken genç yaşta vefat eden Genel
Başkan Yardımcımız Mehmet Yavuz'u rahmetle yâd ederek başlayan Yapıcıoğlu,
Kâhta'nın daha nice Mehmet Yavuzlar çıkaracağına olan inancını dile getirdi.
Partisinin kongre süreçlerinin kavga ve gürültüden uzak, bir
bayrak yarışı edasıyla geçtiğini belirten Yapıcıoğlu, makam ve koltuk peşinde
koşan bir siyasi anlayışa sahip olmadıklarını, "Güneşi sağ, ayı da sol
elimize verseler terk etmeyeceğimiz bir davamız vardır." sözleriyle ifade
etti. Yapıcıoğlu, erken seçim ihtimalinin gündemde olduğunu belirterek “2027
yılının baharındaki büyük kongre şimdilik planlamamız öyle ama daha erken bir
tarihte seçim olma ihtimaline binaen büyük kongremizi de biraz daha öne çekebiliriz.
Bunu şimdiden bütün yol arkadaşlarımla ve basın aracılığıyla bütün
vatandaşlarımızla paylaşmış olalım.” dedi.
“Bazı yasal adımların
atılması gerekiyor”
Kamuoyunda 'Terörsüz Türkiye ve İç Cephenin Tahkimi' olarak
adlandırılan sürece dair son gelişmeleri partililerle paylaşan Yapıcıoğlu,
toplumun pek çok kesiminden bu yönde sorular aldıklarını ifade etti. Gündemden
şiddetin ve terörün tamamen çıkarılması, toplumsal huzurun, barışın ve
kardeşlik hukukunun yeniden tesis edilmesi amacıyla Meclis'te kurulan
komisyonda bizzat görev aldığını belirten Yapıcıoğlu, "Meclis
başkanlığının kararıyla 7 aya yakın bir süre çalışmalar yaptık. Bu süreçte
komisyonda 21 toplantı gerçekleştirdik. Toplantıların sonunda her parti kendi
raporunu sundu, bu raporlar birleştirilerek Meclis Genel Kuruluna sunuldu.
Şimdi bazı yasal adımların atılması gerekiyor ancak bir noktada tıkanıklık
var." dedi.
“Terörsüz Türkiye
sürecinde tıkanma var”
Yaşanan tıkanıklığın temel nedenine ayrıntılarıyla değinen
Yapıcıoğlu, örgütün fiilen silah bırakıp bırakmadığı konusundaki tartışmalara
dikkat çekti. Yapıcıoğlu, sözlerine şöyle devam etti: "Örgüt kendisini
feshetme kararı aldı ama fiiliyatta örgütsel yapı tamamen dağıldı mı?
Silahların tamamen bırakılmadığı herhalde herkes tarafından kabul ediliyor, bu
bir sır değil. Tartışma şu: Örgütün silahları tamamen bıraktığı sahada fiilen
teyit ve tespit edilmeden kanun çıksın mı, çıkmasın mı? Elinde silah olanlar 'Biz
kararımızı aldık, sembolik olarak da 30 arkadaşımız gitti silahlarını yaktı,
artık yasal bir adım atılmazsa biz bundan sonra adım atmayız' diyor. Hükümet de
'Devletin güvenlik ve istihbarat birimleri silahların tamamen bırakıldığını
rapor etmeden biz yasal olarak bir adım atmayız, meclisten bir kanun
geçirmeyiz' diyor. İşte bu durum net bir tıkanma noktasıdır."
"Sürecin önünü
açmak için kanun teklifimizi tüm partilere sunduk"
HÜDA PAR olarak bu tıkanıklığı aşmak ve ellerini taşın
altına koymak adına kapsamlı bir kanun teklifi hazırladıklarını belirten
Yapıcıoğlu, "Kasım ayının başında teklifimizi Sayın Cumhurbaşkanına sunduk
ve 'Buyurun bu bir tartışma çerçevesi olsun, ilgili arkadaşlarınıza ve
kurumlarınıza bunu inceletin' dedik. Aralık ayı başında ise Meclis Başkanıyla
paylaştık. Ardından komisyonda görev alan ve mecliste grubu bulunan bütün
partilere; hem AK Parti'ye, hem CHP'ye, hem DEM Parti'ye, hem MHP'ye, hem de
İYİ Parti gruplarına bu kanun teklifimizi sunduk. Dedik ki; buyurun inceleyin,
mümkünse komisyondan sonra bir araya gelelim ve bütün partilerin üzerinde
uzlaşabileceği müşterek bir teklifi beraber meclis başkanlığına verelim.
Mümkünse oy birliğiyle bir kanun çıkaralım. Artık bu defteri kapatalım, şu 40
küsur yıllık şiddet parantezi tamamen kapansın ve bir daha açılmamak üzere
devir sona ersin." ifadelerini kullandı.
“Şiddetin devri sona
ersin ve toplumsal barış sağlansın”
Siyasi partilerin teklife olumsuz bir dönüş yapmadığını ifade
eden Yapıcıoğlu, "Geçtiğimiz hafta kanun teklifimizi Meclis Başkanlığına
sunduk ve kamuoyuyla da paylaştık. İlla her şey orada bizim dediğimiz gibi
olsun demiyoruz. Oradaki amaç gerçekleşsin, o şiddet parantezi kapansın, devir
sona ersin ve toplumsal barış sağlansın. " şeklinde konuştu.
"Bizi
Malazgirt'te bir araya getiren ve bin yıl yaşatan ortak inanç İslam'dı"
Kardeşlik hukukunun sadece dilde kalmaması gerektiğini
tarihi gerçekler ışığında anlatan Yapıcıoğlu, Kürtleri ve Türkleri bir arada
tutan yegâne bağın İslam inancı olduğunun altını çizdi.
“Aramızdaki hukuk kardeşlikten başka bir şeyle izah
edilemez” diyen Yapıcıoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü: “1071'den beri bin yıllık
beraberlikten bahsediliyor ama şunu unutmayalım ki 1071'de Kürt'ü Türk'ü
beraber kılan ortak bir inançtı. Neydi o? İslam'dı. Malazgirt Meydanında İslam
orduları Bizans ordularıyla cihad etti. Müslümanlar bir tarafta, gayrimüslimler
bir taraftaydı. Sultan Alparslan'ın komutasında Müslüman Türkler vardı,
Müslüman Kürtler vardı, Müslüman olan başka kavimlere mensup insanlar da vardı.
Ama Hristiyan olan Romen Diyojen'in ordusunda sadece Romalılar, Rumlar veya
Bizanslılar yoktu. O dönem henüz İslam'la tanışmamış olan Uzlar, Peçenekler
gibi gayrimüslim bazı Türk boyları da Romen Diyojen'in ordusunda Sultan
Alparslan'a karşı savaştılar. O savaş, çok açık ve nettir ki İslam ve küfür
savaşıydı. Bin yıl bu kavimleri birlikte yaşatan da bu ortak inançtı. O inanç
bize 'Bütün inananlar, bütün müminler kardeştir' diyor. İşte bu kardeşliğin
sadece edebiyatını yapmakla yetinmemeli; zaman içerisinde, özellikle Jakoben
hükümetlerin yönetimleri döneminde zedelenen bu kardeşlik hukukunu yeniden ihya
etmeliyiz."
"Ekonominin
faturası dar gelirliye kesiliyor"
Halkın gerçek gündeminin medya ve siyasetin gündeminden
farklı olduğunu, sokakta en yakıcı sorunun ekonomi olduğunu dile getiren
Yapıcıoğlu, "En düşük emekli maaşının 23 bin 700 liraya çıkarılması
düşünülüyor. Ama 30 bin liraya bile çıksa açlık sınırının altında kalacak.
Enflasyonun sebebi sanki aldığı bütün parayı geçinmek için harcamak zorunda
olan dar gelirlilermiş gibi, onların taleplerini kısmak yöntemiyle enflasyonu
düşürmeye çalışmak yanlıştır." dedi.
“Gençlerin aile
kurmasını teşvik edelim”
Toplumun temel taşı olan aile kurumunun çatırdadığına ve
gençliğin ifsat şebekelerinin saldırılarına açık, korumasız bir halde olduğuna
dikkat çeken Yapıcıoğlu, "Biz başından beri diyoruz ki, 25 yıl evli kalmış
olan annelere emekli maaşı bağlayalım. Bir anne, bu toplumun geleceği olan
nesilleri yetiştiriyorsa başka hiçbir iş yapmasa da onun bütün primlerini
devlet karşılamalıdır. Gençlerin aile kurmasını teşvik edelim. Evlenen her
gence, özellikle de maddi imkânsızlık içinde olanlara dişe dokunur bir yardımda
bulunalım. Bunun için geriye mirasçı bırakmadan vefat eden insanların mirasının
aktarılacağı bir fon oluşturulmasını önerdik." değerlendirmesinde bulundu.
Mevcut eğitim sistemine de değinen Yapıcıoğlu, 12 yıllık
kesintili zorunlu eğitim (4+4+4) modelinin gençleri mesleksizleştirdiğini,
ideolojik dayatmaların ise nesilleri heba ettiğini vurguladı.
"Uyuşturucu ve
kumarla topyekûn mücadele şart"
Kadına yönelik şiddetin altında yatan en büyük sebeplerin
başında alkolün geldiğini ancak birilerinin kırmızıçizgisi olduğu için bunun
dile getirilmediğini belirten Yapıcıoğlu, uyuşturucuyla mücadele konusunda
hazırladıkları kanun teklifini verdiklerini hatırlattı.
Yapıcıoğlu, sözlerine şöyle devam etti: "Uyuşturucu
etkisindeyken ya da uyuşturucuyu temin amacıyla mala veya cana karşı bir suç
işlenmişse, gelin bunların cezalarını arttıralım. Eğer uyuşturucuyla mücadele
etmesi gereken adliye çalışanları, savcılar, emniyet birimleri bu uyuşturucu
suçuna bulaşıyor, tacirlere yardım ediyorsa, onların cezası normal vatandaşın
cezasının iki katı olsun. Zira hırsız evdense kapı kilit tutmaz. Adana'da, Van
Erciş'te bunun acı örneklerini gördük. Ayrıca şans oyunları diyerek kumarı
sevimli hale getiremezsiniz. Yasal olan kumar da en az yasa dışı olan kadar
zararlıdır ve toplumu içten içe çürütür."
“Zulüm devam ettiği
müddetçe Gazze’nin gündemden düşmesine müsaade etmeyelim”
Siyonist işgal rejiminin Gazze'de sürdürdüğü soykırıma da
geniş yer ayıran Yapıcıoğlu, dünya kamuoyunun ve medyanın duyarsızlığına sert
tepki gösterdi. Şarm eş-Şeyh'te imzalanan ateşkes ve yeniden imar anlaşmasına
uyulmadığını hatırlatan Yapıcıoğlu, "İçeriye tek bir torba çimento
girmiyor, dışarı çıkması gereken hastaların onda biri ancak çıkabiliyor.
Siyonistler bomba yağdırmaya, aileleri topluca yok etmeye devam ederken
utanmadan Hamas'a 'silah bırak' diyorlar. Artık 3-5 kişilik ailelerin şehit
olduğu olaylar haber bile olmuyor. Zulüm devam ettiği müddetçe bunun gündemden
düşmesine müsaade etmeyelim." ifadelerini kullandı.
"Milletin malına
çökenleri görmezden gelmeyiz"
Siyasetteki yozlaşmaya ve CHP içindeki hizip tartışmalarına
da değinen Yapıcıoğlu, HÜDA PAR'ın "Dürüst Siyaset, Gerçek Adalet"
şiarının öneminin bir kez daha ortaya çıktığını belirtti. Makamları milyon
eurolara satan, rüşvet çarkları kuran siyasi yapılara tepki gösteren Yapıcıoğlu,
"Biz 2014 seçimlerinde yola çıkarken dedik ki; bile
bile, hırsız olduğunu bildiğimiz birisiyle seçim kazanıp yüzümüzün
kızaracağına, tertemiz kardeşlerimizle seçimi kaybetmeyi tercih ederiz.
Siyaseti itibarsızlaştıran bu çirkinliklere yüksek sesle itiraz ederiz.
Milletin malına çökenleri görmezden gelmeyiz ve inşallah elimize yetki geçtiği
gün o haram mal yutan kim varsa hesabını sorarız."
“Bir dahaki
seçimlerde Kâhta’da birinci parti olacağız”
Yapıcıoğlu, konuşmasının sonunda görevi devreden İlçe
Başkanı İrfan Demiral'a teşekkür ederken, yeni yönetime de "Bir dahaki
seçimlerde Kâhta’da Türkiye ortalamasının da üzerine çıkarak birinci parti
olacağız." diyerek başarılar diledi.
Konuşmaların ardından gerçekleştirilen seçimde, tek listeyle
gidilen kongrede Mehmet Sivil, HÜDA PAR Kâhta İlçe Başkanlığı görevine seçildi.
Kongreye, Genel Başkan Yardımcısı Yunus Emiroğlu, siyasi parti temsilcileri,
parti yöneticileri, teşkilat mensupları ve çok sayıda vatandaş katıldı.





