Genel Başkanımız Sayın Zekeriya Yapıcıoğlu, katıldığı TV programında yerel seçimlere partimizin nasıl gireceği ve ittifak görüşmelerinin nasıl sonuçlandığına dair merak edilen soruları yanıtladı.
Genel Başkanımız Sayın Zekeriya Yapıcıoğlu, Televizyon Yayıncıları İşveren Sendikası (TVSEN)
bünyesindeki 25 TV kanalında Arif Çakmak’ın sunumuyla ortak yayınlanan ‘Gündem
Ankara’ programında gündeme dair açılamalarda bulundu.
Yerel seçimlerde
partimizin stratejisi, Gazze meselesi ve meclise sunduğumuz kanun teklifiyle
ilgili değerlendirmelerde bulunan Yapıcıoğlu, bugün Şanlıurfa’da
düzenleyeceğimiz aday tanıtım programıyla bazı illerin belediye başkan
adaylarımızı açıklayacaklarını söyledi.
Genel
seçimlerde olduğu gibi bu seçimlerde de partimize karşı çarpıtma ve
iftiraların artacağını ve buna hazırlıklı olduklarını söyleyen Yapıcıoğlu, “1
Ocak itibariyle seçim takvimi başladı. Yüksek Seçim Kurulu tarafından takvimin
açıklanmasıyla birlikte yavaş yavaş partiler de o havaya girmeye başladılar.
Özellikle de adayların açıklanmasından sonra bu hava daha hissedilir bir hal
almaya başladı. Bir önceki seçimlerde yani Mayıs 2023'te yapılan genel
seçimlerde belki en çok konuşulan partilerden biri HÜDA PAR’dı. Seçimler
bittikten sonra bir müddet o hava değişmişti ama öyle görünüyor ki sanki yerel
seçimlere yaklaşınca tekrar benzer bir hava oluşabilir. Yine bizim üzerimize
iftiralar ve çarpıtmalarla gelecekler. Biz buna hazırlıklıyız.” dedi.
“Bazı yerlerde
farklı partiler ya da farklı gruplarla bazı ittifaklar gelişebilir, onu zaman
gösterecek”
AK Parti ve
Cumhurbaşkanı Erdoğan ile gerçekleştirdikleri görüşmeleri anlatan Yapıcıoğlu,
yerel seçimlere kendi logo ve adaylarımızla gireceğimizi şu cümlelerle açıkladı:
“Daha önceki dönemlerde
Sayın cumhurbaşkanıyla görüşmelerimiz olmuştu. O görüşmelerde Cumhur İttifakı’nın
devamı yönünde karşılıklı bir irade uyuşması olduğunu da kamuoyuna açıklamıştık
ve bunun nasıl olabileceği ile ilgili olarak her iki partide heyetler
oluşturuldu. AK Parti heyetinin başında Genel Başkan Vekili Sayın Efkan Ala vardı.
Bizim heyetin başında da bizim Genel Başkan Vekilimiz İshak Sağlam Beyefendi
vardı. Görüştüler, epey bir toplandılar. Birkaç defa bir araya geldiler. O heyetin
teşkilinden önce Seçim İşleri Başkanı ve Genel Sekreterimiz arasında temaslar
vardı. Sonuç itibariyle birkaç büyükşehirde destekleme kararı aldık. Diğer
yerlerin çoğunda HÜDA PAR’ın kendi logosuyla, kendi ismiyle, kendi adaylarıyla
seçimlere girmesi konusunda bir karara vardık ve bu kararımızı da kamuoyuyla
paylaştık. İstanbul ve Ankara'da Cumhur İttifakı’nın adaylarına destek
vereceğiz. İzmir'de de muhtemelen benzer bir şey olacak. Geriye kalan yerlerde
kendi adaylarımızla seçimlere girme konusunda bir prensip kararımız var. Bazı
yerlerde, bazı seçim çevrelerinde, bazı illerde olabilir, bazı ilçelerde
olabilir hatta bazı beldelerde olabilir, orada farklı partiler ya da farklı
gruplarla bazı ittifaklar gelişebilir. Onu zaman gösterecek. Biz de inşallah
yarın(bugün) adaylarımızı açıklama programlarımıza başlıyoruz. Yarın(bugün) akşam
inşallah Saat 19.30 itibariyle Şanlıurfa Büyükşehir Belediye Başkan Adayımız ve
yine birkaç başka adayımızı oradan açıklayarak start vermiş olacağız.”
“Türkiye’nin
büyük çoğunluğunda kendi adaylarımızla seçimlere gideceğiz”
Sadece 3 ilde
Cumhur İttifakı adaylarını destekleme kararı aldıklarını belirten Yapıcıoğlu, “Diğer
illerde de büyük bir ihtimalle kendi adaylarımızı çıkaracağız. Ama dediğim gibi
lokal bazı ittifaklar gelişebilir. Gelişirse oradaki yerel dinamiklerle oradaki
teşkilatlarımızla istişareyle o konuda da bir karara varırız. Somut bir teklif
gelirse, bu teklif kabul edilebilir nitelikte ve sonuç itibariyle millet için
memleket için hayırlı olduğuna kanaat getirirsek evet deriz. Ama görünen o ki
yani seçim çevrelerinin büyük çoğunluğundaki 922 ilçe artı Büyükşehir olmayan
51 ilin merkez ilçelerini de ilave ettiğinizde 973'e sayı tamamlanıyor. Bunların
büyük bir çoğunluğunda kendi adaylarımızla inşallah seçimlere gideceğiz. Yani
sadece Belediye Başkanlığı değil aynı zamanda Belediye Meclis Üyeliği ve İl
Genel Meclisi Üyeliği için de biz adaylarımızı çıkartıp kendi logomuzla bu seçimlerde
yer almayı daha uygun gördük.” ifadelerini kullandı.
“Bir yerde bir
HÜDA PAR’lı varsa orada yanlış bir şey yapmaya niyetli olan birisi varsa artık
çok rahat hareket edemeyecek”
Bu seçimlerde
halkla bir araya gelerek partilerini anlatma fırsatı bulacaklarını belirten
Yapıcıoğlu, “Biz en azından birkaç belediye kazanmak için yoğun bir çaba ortaya
koyacağız. Hedefimiz Türkiye sathında seçmenle, milletle buluşma, onlarla bir
araya gelme, HÜDA PAR’la ilgili merak ettikleri varsa onlara doğrudan doğruya
birinci ağızdan cevap verme, partimizi tanıtma ve inşallah her bir belediyeye mümkünse
ya da her bir İl Genel Meclisine orada bir HÜDA PAR’lı koyarak tabiri caizse
bir murakıp vazifesi gördürme gibi bir hedefimiz var. Her yerde bir HÜDA PAR’lı
olursa inşallah pek çok şeyin önüne geçecek. Mesela bir yerde bir HÜDA PAR’lı varsa
orada yanlış bir şey yapmaya niyetli olan birisi varsa artık çok rahat hareket
edemeyecek.” diye belirtti.
“Doğruyu kim
yaparsa yapsın onu cesaretlendirecek bir tutum sergileriz, hiç kimsenin
yanlışına da sahip çıkmayız”
Cumhurbaşkanı
Recep Tayyip Erdoğan ile seçim öncesi görüşmeleri ile ilgili de konuşan
Yapıcıoğlu, memleket meselelerini, vatandaşların sorun ve sıkıntılarını
Erdoğan’la konuştuklarını ve bu kanalın açık olmasından dolayı memnun
kaldıklarını belirtti.
Yapıcıoğlu, “HÜDA
PAR olarak siyaset anlayışımız şudur; evet, biz farklı bir partiyiz yani AK Parti’nin
dışında bir partiyiz. Her ne kadar seçimde birlikte hareket etmiş olsak da
hükümetin içerisinde yer alan bir parti değiliz. Nihayetinde bir muhalefet
partisiyiz. Fakat bizim muhalefet anlayışımız hükümetin yaptığı her şeye
muhalefet etmek üzerine kurulu değildir. Biz diyoruz ki doğru kimden gelirse
gelsin biz o doğrudan yana tavır alırız. Doğruyu kim yaparsa yapsın onu
cesaretlendirecek bir tutum sergileriz ve hakkını teslim ederiz. Yanlışı da kim
yaparsa yapsın yani bizden birisi HÜDA PAR’lı birisi de yanlış yaparsa biz hiç
kimsenin yanlışına sahip çıkmayız. Ta ki o yanlış büyümesin ve bir şeyin
yanlışlığına işaret ederken sadece onla da yetinmeyiz. Bir iş yanlış mı gidiyor,
o zaman o yanlışa işaret etmekle birlikte aynı zamanda doğrusunun ne olması
gerektiğini de söyleriz. O işin doğrusu nedir, olması gereken şey nedir, çözüm
önerisiyle beraber onu da söyleriz. Bize göre sorumlu muhalefet anlayışı bunu
gerektirir. Yani siz bir şeyin yanlış olduğunu söylüyorsanız o zaman siz onun doğrusunun
da ne olduğunu söylemelisiniz. Maalesef bizim memleketimizde böyle bir
muhalefet anlayışı yoktur.” dedi.
“Siyasetin
üslubunun düzelmesi, dilin biraz daha nezih hale gelmesi ve parlamentoda daha
güzel manzaraların oluşması için üzerimize düşeni yapacağız”
“HÜDA PAR’ın
bayrağını şal olarak kullanıp kendi ittifaklarınızın üzerine örtmeye
çalışıyorsunuz”
Partimize saldıranların kendi karanlık ittifaklarının, siyasi başarısızlıklarının üstünü
örtmek için gündem değiştirmeye çalıştıklarını belirten Yapıcıoğlu, “Özellikle
CHP, Mayıs seçimlerindeki süreçte üzerimize çokça geldi. Bunun farklı sebepleri
vardı. Kandil’dekiler doğrudan doğruya CHP'ye destek açıklaması yaptılar mı? Yaptılar.
Bunu örtmek için ya da bunu gündemden düşürmek için başka şeyler lazımdı. HÜDA
PAR'ın parti programını aldılar, mercekle baktılar. Bazı kelimelerin önünü
arkasını cımbızda çektiler. HÜDA PAR’ın söylemediği şeyleri de HÜDA PAR
söylüyormuş gibi yaparak bir anlamda dikkatleri oradan buraya çevirmeye
çalıştılar. Biz de onlara dedik ki siz HÜDA PAR’ın bayrağını şal olarak
kullanıp kendi ittifaklarınızın üzerine örtmeye çalışıyorsunuz. Ama yetmez,
bunu örtemezsiniz. Beyhude bir çaba içerisindesiniz dedik.” şeklinde konuştu.
“Siyonist
işgal rejimini devlet olarak tanıyanların hepsi bundan vazgeçsinler”
Programın
devamında Filistin meselesini de ele alan Yapıcıoğlu, 7 Ekim Aksa Tufanı
Operasyonu sonrasında siyonist işgal rejiminin Filistinli sivillere karşı
gerçekleştirdiği soykırım ve katliamlara da değindi. Siyonistlerin katliam ve
zulümlerinin 7 Ekim öncesinde 100 yıla yakın bir zamandır devam ettiğini dile
getirdi. Siyonistlerin aslında tüm insanlığa savaş açtığını ve insanlığı hedef
aldığını vurgulayan Yapıcıoğlu, Filistin’de İngiliz işgaliyle birlikte 100
yıldır gerçekleşen katliamları nasıl gerçekleştirdiklerine değindi.
Filistinlilerin
duanın haricinde acilen; gıda, ilaç, barınma, su, enerji gibi temel ihtiyaçlara
muhtaç olduklarını dile getiren Yapıcıoğlu, tüm imkansızlıklara rağmen
Gazze’deki Filistinlilerin kendi memleketlerini terk etmemelerinin takdire
şayan olduğunu ve bu durumun düşmanı çıldırttığını ifade etti.
Türkiye’nin de
siyonistlerin devlet olmadığını, bir terör örgütü gibi davrandığını söylediğini
dile getiren Yapıcıoğlu, “İsrail'i devlet olarak tanıyan ilk İslam ülkesi
Türkiye maalesef. Diyoruz ki bu ayıp bize yetiyor. Madem terörist gibi
davranıyorlar. Madem hiçbir kuralı-kaideyi takmıyorlar, tanımıyorlar, bütün
insani kuralları bütün hukuk kurallarını, bütün uluslararası kaideleri çiğniyorlar
o zaman onlara ona göre muamelede bulunmak lazım. Bizim bütün İslam ülkelerine
çağrımız şudur: Siyonist işgal rejimini devlet olarak tanıyanların hepsi bundan
vazgeçsinler, devlet olarak tanımaktan vazgeçsinler. Eğer bunu yapamıyorlarsa en
azından şu katliam, şu vahşet, şu soykırım devam ettiği müddetçe ilişkilerini
askıya alsınlar. Bu çok mu zor? Şimdi ben de bütün insanlara seslenerek şunu
söylüyorum; elinizi vicdanınıza koyun konuşun. Yeri geldiğinde biz diyoruz ki;
Kudüs, Mescid-i Aksa bizim kırmızı çizgimizdir. Mescid-i Aksa bütün
Müslümanların ilk kıblesidir. Tamam da kardeşim şimdi oranın hürriyetine
kavuşması için bir bedel ödenecekse bu bedelin tamamı oradaki bir avuç insana
mı düştü? Bize düşen hiçbir şey yok mu? Bizim payımıza düşen bir şey yok mu? Eğer
elimizden sadece dua etmek, gözyaşı dökmek geliyorsa ve biz sadece bunu
yapıyorsak eyvallah. Bir şeyi geç yapmak hiç yapmamaktan iyidir.” dedi.
“Aşdod ve
Hayfa limanlarından gelen gemiler niçin bizim limanlarımızda kabul ediliyor?”
İşgal
topraklarından gelen ve giden gemileri limanlarımıza kabul edilmemesini öneren
Yapıcıoğlu, “Mesela Kırım'ı Türkiye, Ukrayna toprağı olarak kabul ediyor. Şu
anda Rusya'nın kontrolünde ve Türkiye diyor ki burası Ukrayna toprağı. Rusya
orada işgalcidir. Dolayısıyla Kırım limanlarından çıkan gemileri ben
Türkiye'deki limanlara kabul etmiyorum. Peki Filistin toprakları işgal altında değil
mi? O zaman işgal altındaki Filistin topraklarına yapılan, mesela Aşdod ve Hayfa
limanlarından gelen gemiler niçin bizim limanlarımızda kabul ediliyor? Bunun
için kanun değiştirmeye gerek yok. Ulaştırma Bakanlığı, Liman müdürlüklerine
bir yazı yazarsa ‘oradan gelen gemileri kabul etmeyin ve sizin limanlarınızdan
çıkan gemileri oraya göndermeyin. Oraya gideceğini söyleyen gemilere çıkış izni
vermeyin.’ derse Gemiler oraya gidemez. Biz ‘hava sahamızı kapatıyoruz,
yaptığımız anlaşmaları askıya aldık’ diyemiyor muyuz?” dedi.”
Meclis
Başkanlığı’na sundukları kanun teklifine dair ayrıntıları anlatan Yapıcıoğlu,
şunları söyledi:
“Biz meclis
başkanlığına bir kanun teklifi sunduk. Bununla biz birkaç kanunda değişiklik
yapılmasını istiyoruz. Değişiklik yapılmasını istediğimiz kanunlardan bir
tanesi, Türk Ceza Kanunu. Bir diğeri vatandaşlık kanunu ve aynı zamanda aile ve
gençlik fonu kurulmasına dair bir kanun vardı. Bu 3 kanunda değişiklikler
yapılmasını istedik. Türkiye'de ceza kanununda, soykırım suçu işleyenlerin Türk
vatandaşı olup olmadıklarına bakılmaksızın yani hangi ülkenin vatandaşı
olurlarsa olsunlar ve bu suçu kime karşı işlemiş olurlarsa olsunlar Türkiye'nin
imza attığı uluslararası sözleşmelerden doğan yükümlülüğü gereği bunları
Türkiye'deki mahkemelerde yargılanabilmelerinin önünü açtı Türkiye. Mevcut ceza
kanununda soykırım suçu işleyenler hakkında Türkiye’de savcılar harekete geçip
soruşturma başlatabilir. Fakat bunun bir şartı var. Nedir o şart? Bu aynı
zamanda uluslararası ilişkileri etkileyebilecek nitelikte bir adım olacağı için
Adalet Bakanı’nın talebi gerekiyor. Adalet Bakanı talep ederse savcılar
harekete geçebilir. Onun haricinde herhangi bir vatandaş, suç duyurusunda
bulunursa ki çok sayıda suç duyurusu savcılığa ulaştı. Bunlarla ilgili
savcılıklar harekete geçmiyor, geçemiyor. Neden? Çünkü onun şartı Adalet Bakanı’nın
talebidir.
“Asker
yazılanlar, soykırım ya da insanlığa karşı suç işlemişlerse bunlar örgüt üyesi
gibi cezalandırılsın”
Biz Meclis
başkanlığına sunduğumuz kanun teklifinde diyoruz ki bu yetki münhasıran Adalet
Bakanlığı’nda olmasın. Şimdi eğer meclisin savaş ilan etme yetkisi varsa,
uluslararası ilişkilerin bozulmasının zirvesi savaş değil mi? Evet, o zaman meclisin
de bu konuda yetkisi olmalı. Meclis de bu konuda bir karar alırsa savcılar
harekete geçip soruşturma başlatabilir diyoruz. Biz bunu istiyoruz.
Şimdi
Türkiye'de başka yabancı bir ülkenin adına asker toplama, asker yazma ya da
asker yazılma suçtur. Biz diyoruz ki bununla ilgili maddelere ilave yapalım
diyelim ki asker yazılanlar, soykırım ya da insanlığa karşı suç işlemişlerse ya
da bu suçları işleyen bir orduya yazılmışsa bunlarla ilgili ek bir düzenleme
yapalım. Bunların cezalandırılması o terör örgütlerinin yapmadığı vahşeti
ortaya koyan ama adına ordu denen fakat gerçekte bir terör örgütü olan yapının içerisine
girmişse, orada askerlik yapıyorsa, eğer suç işlediği bizatihi o fiillere
katıldığı ispat edilemiyorsa o zaman örgüt üyesi gibi cezalandırılsın. Eğer bizatihi
o katliamlara imza atmışsa, o soykırım suçunun altına imza atmışsa fiili bir
dahli varsa onlara da müebbet hapis cezası verilsin. Yani soykırım suçuna
verilen ceza neyse aynı ceza onlara da verilsin.
“Soykırım ya
da insanlığa karşı suç işleyenlerin mal varlıklarına el konulsun, bu varlıklar
evlenen gençlere fon olarak verilsin”
Bir şey daha
yapılsın. Biz diyoruz ki bunlar yargılanmak üzere Türkiye'ye çağrıldıklarında eğer
gelmezlerse Türkiye'deki bütün mal varlıklarına el konulsun. Bu suçlarda zaman
aşımı yok. Ne zaman gelirlerse o zaman yargılansın, ama gelmezlerse mal
varlıklarına el konulsun. Şimdi bir aile ve gençlik fonu kuruldu. Oradan
gençlere farklı farklı şekillerde krediler verilecek. Mesela evlenen gençlere
bir kredi verilecek. Biz diyoruz ki bu mal varlıkları da o fona aktarılsın. Yine
bunların vatandaşlıktan çıkarılmasıyla ilgili vatandaşlık kanununda bir
değişiklik yapılmasını teklif ediyoruz. Teklifimizi meclis başkanlığına sunduk.
Diğer partileri de ziyaret edip sunmuş olduğumuz kanun teklifine destek de
isteyeceğiz.”
Önemli Gelişmeler
Hukuk, adalete dayanmalıdır June 13, 2026
