Haber dosyasını indirin
İndir
Gaziantep Milletvekilimiz Şahzade Demir, TBMM’de düzenlediği basın toplantısında sanal kumar felaketine dikkat çekerek ailelerin dağıldığına vurgu yaptı.
Genel Başkan Vekilimiz ve Gaziantep Milletvekilimiz Şahzade Demir, TBMM’de basın toplantısı düzenledi. Demir, sanal kumar bağımlılığı, tekstil sektörünün sorunları ve medeni kanunda yapılması gereken düzenlemeler ile ilgili değerlendirmelerde bulundu.
“Ailelerin darmadağın olduğunu hep beraber
müşahede ediyoruz”
Son yıllarda dijital kumar bağımlılığının
arttığına değinen Demir, “Günümüzde kumarın yeni yüzü dijital dünya olmuş.
Maalesef kolay erişim ve denetim boşlukları, bağımlılık oranlarını her geçen
gün biraz daha artırmaktadır.
Araştırmalar, bu oyunlara yönelenlerin önemli bir bölümünün kısa sürede
ciddi ekonomik kayıplar yaşadığını, aile ilişkilerinin bozulduğunu ve
psikolojik sorunlarla karşı karşıya kaldığını ortaya koymaktadır. Böylece
ailelerin darmadağın olduğunu hep beraber müşahede ediyoruz.” dedi.
“Kumar
bağımlılığı yalnızca kişisel bir zaaf değil, toplumsal yapımızı zedelen büyük
bir tehlikedir”
“Kumar ve bahis bireyi tüketen, aileyi dağıtan
ve toplumu ifsat eden bir bağımlılık türüdür.” diyen Demir, şu ifadeleri
kullandı: “Toplumsal dokumuzu tehdit eden bu soruna karşı yalnızca yasaklayıcı
tedbirlere değil, sosyal, kültürel ve ahlaki açıdan da güçlü politikaları
üreterek çözüm aramak zorundayız. Bu soruna karşı toplumsal dayanışma ve güçlü
bir irade sergilemek hepimizin ortak sorumluluğudur. Sadece hükümetin, sadece
medyanın, belki sadece insanımızın değil, herkesin hep beraber el atması gereken
bir sorun. Bahis veya şans oyunları gibi farklı isimlerle ambalajlanıp
yaygınlaştırılan kumar bağımlılığının yalnızca kişisel bir zaaf değil,
toplumsal yapımızı zedelen büyük bir tehlike olduğuna bir kez daha dikkat
çekiyoruz.”
“Kumarın
her türlüsü felakettir”
Bu nedenle caydırıcı tedbirlerin alınması
gerektiğine vurgu yapan Demir, “Hızlı bir şekilde toplumsal bir farkındalık
oluşturmalı, bununla birlikte caydırıcı önlemlere, tedbirlere de ağırlık vermek
durumundayız. Sanal kumardan söz ederken elbette ki resmi kumara da değinmeden
geçemeyeceğiz çünkü malum vergisi ödenen resmi olan kumara kumar gözüyle
bakılmıyor Türkiye'de. Yılbaşı biletleri, sportoto gibi kumarlar resmi olduğu,
denetlendiği ve vergisi alındığı için kumar olarak kabul edilmiyor ve sanki çok
normal bir işmiş gibi bir algı oluşturulmuş durumda… Kumarın her türlüsü
kumardır, kumarın her türlüsü haramdır, kumarın her türlüsü felakettir. Devletin
hiçbir şekilde kumara müsaade etmemesi, kumarı yasaklaması, ortadan kaldırması
gerekiyor.” şeklinde konuştu.
“Yüksek
iş gücü ve enerji maliyetleri tekstil sektörünü bitiriyor”
Tekstil sektörünün
yaşadığı sıkıntılara da değinen Demir, “Türkiye ekonomisinin en köklü üretim
alanlarından biri olan tekstil sektörü, 2025 yılı itibarıyla tarihinin en ağır
krizlerinden birini yaşamaktadır. Son birkaç yılda çok sayıda firmanın konkordato
ilan etmesi ve yüz binlerce çalışanın işini kaybetmesi, krizin yalnızca
ekonomik değil, sosyal sonuçlarının olabileceğini de göstermektedir. Sektör temsilcileri, sorunun temelinde;
yüksek iş gücü ve enerji maliyetleri, artan vergi ve sigorta yükleri ile ucuz
iş gücü ülkeleriyle rekabet edememe problemlerinin yattığını belirtmektedir.
Üretim maliyetleriyle satış fiyatı arasındaki dengesizlik, işletmeleri ya
küçülmeye ya da üretimi tamamen durdurmaya zorlamaktadır.” dedi.
“Yalnızca makineler değil, tecrübeli ustalar da
Türkiye’den ayrılmaktadır”
Bir zamanlar
Türkiye’nin gurur kaynağı olan tekstil sektörünün, bugün varlık-yokluk
mücadelesi verdiğini belirten Demir, “Son yıllarda çok sayıda fabrikanın
kapanması, üretim maliyetlerinin rakip ülkelere göre %40-60 daha yüksek olması
ve yatırımcıların üretimi Mısır, Vietnam ve Bangladeş gibi ülkelere kaydırması,
sektörü ciddi biçimde zayıflatmaktadır. Artık yalnızca makineler değil,
tecrübeli ustalar da Türkiye’den ayrılmaktadır. Bu gidişle, “dünyanın atölyesi”
olarak anılan ülkemiz, üretici konumundan çıkıp ithalata bağımlı bir pazara
dönüşme riskiyle karşı karşıyadır. Bu durum, yalnızca ekonomik bir kayıp değil;
emeğin, alın terinin ve yerli sanayinin gerilemesi anlamına gelmektedir.”
ifadelerini kullandı.
“Yerli üreticiyi koruyacak politikalar geliştirmeli”
Üretim ve emeği
merkeze alan adil bir ekonomik düzenin inşasının elzem olduğuna vurgu yapan
Demir, şöyle dedi: “Tekstil gibi stratejik öneme sahip sektörlerin ayakta
kalabilmesi için devletin işveren üzerindeki sigorta ve vergi yükünü azaltması,
faizsiz finansman destekleri sunması, yerli üreticiyi koruyacak politikalar
geliştirmesi ve bölgesel üretim merkezleriyle istihdamı canlandırması
gerekmektedir. Türkiye, üretimi koruyarak, emeği yücelterek ve adaleti esas
alarak bu darboğazdan çıkabilir.”
“Hukuki düzenlemeler, aile kurumunu bütünsel bir şekilde
koruyacak anlayışla şekillendirilmeli”
Adalet Bakanı
Yılmaz Tunç’un aile hukukunda yapılması planlanan değişikliklere dair
açıklamalarını takip ettiklerini ifade eden Demir, “Ailenin korunması,
toplumsal bir zorunluluktur. Aile, sadece bireylerin bir araya gelmesinden
ibaret olmayıp bizi biz yapan kültürel, ahlaki ve manevi değerlerimizin
korunduğu ve geleceğe aktarıldığı en temel kurumdur. Bugün toplumsal
yozlaşmanın ve çözülmenin en önemli sebeplerinden biri de aile kurumunun bu
işlevlerinin zayıflamış olmasıdır. Bu durum, boşanmaların artmasını ve
evliliklerin azalmasını beraberinde getirmiştir. Bu sebeple, yapılacak hukuki
düzenlemeler, aile kurumunu bütünsel bir şekilde koruyacak anlayışla
şekillendirilmelidir.” dedi.
“Mağduriyetlere sebebiyet veren süresiz nafaka uygulaması
sona ermeli”
Medeni Kanun’da
yapılacak en acil düzenlemenin aile hakemliği ve nafaka konularında olması
gerektiğine vurgu yapan Demir, “Aile içi ihtilaflarda birçok problemin
boşanmaya varmadan önce taraflar arasında çözülebileceği göz önünde
bulundurularak; tarafları barıştıracak, evliliği koruyacak ve aileyi
dağılmaktan kurtaracak bir mekanizma acilen hayata geçirilmelidir. Bu mekanizma
sadece hukuki değil; aynı zamanda pedagojik, psikolojik ve manevi boyutları da
kapsamalıdır. Adalet duygusunu zedeleyen ve mağduriyetlere sebebiyet veren
süresiz nafaka uygulaması sona ermeli; makul, hakkaniyetli ve tarafların
durumuna uygun bir sınırlandırmaya tabi tutulmalıdır. Aile kurumunu
güçlendirmek ve adaleti tesis etmek hepimizin ortak yükümlülüğüdür.”
değerlendirmesinde bulundu.
Su ve elektrik kesintilerinde ihmali bulunan yetikleler
cezalandırılsın talebi
Ankara’da yaşanan su kesintilerine de değinen
Demir, “Geçtiğimiz 10-15 günde özellikle Mamak olmak üzere birçok yerde su
kesintileri yaşandı. 10-12 günü aşkın bir süredir yaşanan su kesintileri
toplumsal hayatı çok ciddi anlamda olumsuz etkiledi, insanları mağdur etti.
Daha fazla uzamış olsaydı belki çok farklı sonuçları ortaya çıkacaktı.
Hastalıkların yayılmasına belki sebep olacaktı.” açıklamasında bulundu.
Su ve elektrik faturalarının ödenmediği
zamanlarda vatandaştan faiziyle fatura tutarının tahsil edildiğini belirten
Demir, su ve elektrik kesintilerinde ihmali bulunan yetkililere de cezai
müeyyide uygulanması gerektiğini ifade etti.
Önemli Gelişmeler
Karma eğitime ilişkin kanun teklifimiz July 17, 2026
