Dış İlişkiler Başkanımız Hüseyin İmir, Ebu Ubeyde’nin garantör ülkelere yaptığı çağrıya destek vererek Türkiye, Katar ve Mısır'a pasif tutumdan derhal vazgeçme çağrısında bulundu.
Dış İlişkiler Başkanımız Hüseyin İmir, düzenlediği
basın toplantısında partisinin gündeme dair değerlendirmelerini kamuoyu ile
paylaştı. İmir, Gazze'de devam eden işgal ve soykırım süreci, Libya'da
alıkonulan Sumud aktivistleri ve Tunus'ta Nahda Hareketi lideri Raşid
el-Gannuşi’ye verilen hapis cezasına ilişkin açıklamalarda bulundu.
"Ebu Ubeyde'nin
çağrısı ölü toprağını sarsacak tarihî bir uyarıdır"
Siyonist terör rejiminin sözde ateşkes sürecindeki
katliamlarına ve işgal girişimlerine dikkat çeken İmir, şer ittifakı için
"ateşkes" kavramının yalnızca daha ılımlı bir şekilde ateş etmek ve
işgali derinleştirmek anlamına geldiğini belirtti.
Mevcut arabuluculuk mekanizmalarının, siyonist katilleri
durdurmak yerine onlara yönelecek saldırıları engelleme misyonuna büründüğünü
ifade eden İmir, "Siyonist terör rejiminin sözde ateşkesin yürürlüğe
girmesinden bu yana bine yakın sivili katletmesi ve Gazze’nin yüzde 70’inin
işgal edilmesi yönündeki alçakça talimatları, siyonizmin insanlık dışı
vahşetini bir kez daha tescillemiştir. Bu kanlı tablo karşısında İzzeddin
el-Kassam Tugayları Sözcüsü Ebu Ubeyde’nin ABD dışındaki garantör ülkelere yönelik
'Neredesiniz, rolünüz nerede, garantileriniz nerede?' haykırışı, İslam
dünyasının üzerindeki ölü toprağını sarsacak tarihî bir uyarıdır."
ifadelerini kullandı.
Türkiye, Katar ve Mısır'ın bu pasif tutumdan derhal
vazgeçmesi gerektiğini vurgulayan İmir, "Garantör ülkelerin sessizliği ve
eylemsizliği, siyonist yayılmacılığa ve soykırıma alan açmaktadır. Arabuluculuk
adı altında işgal rejimini koruma kalkanı oluşturan bu anlayıştan derhal geri
adım atılmalıdır. Yaşanan süreç göstermiştir ki kâğıt üzerindeki diplomasi
yolları tamamen tükenmiş ve işgalciye zaman kazandırmaktan başka bir işe
yaramamıştır." dedi.
"Sumud
aktivistlerinin alıkonulması İslam ümmeti adına tarihî bir utançtır"
Gazze'ye insani yardım ulaştırmak amacıyla yola çıkan ancak
Libya'da alıkonulan Sumud Kara Konvoyu aktivistlerinin durumuna da değinen
İmir, bu hukuksuz sürecin derhal son bulması gerektiğini kaydetti.
Aktivistlerin alıkonulmasının siyonist ablukaya dolaylı
olarak hizmet ettiğini vurgulayan İmir, şöyle konuştu:
"Gazze’deki soykırıma dur demek ve mazlum Filistin
halkına insanî yardım ulaştırmak amacıyla yola çıkan Sumud Kara Konvoyu
aktivistlerinin Libya’da alıkonulması hiçbir şekilde kabul edilemez. Ne acıdır
ki ümmet coğrafyasının tam ortasındaki Gazze’ye giden bütün yollar kapatılmış,
insanî yardım koridorlarına adeta kilit vurulmuştur. Dünyanın yüzlerce,
binlerce kilometre ötesinden, aynı dili ve dini paylaşmadıkları mazlumları
kurtarmak için yola çıkan vicdan sahibi aktivistler, bugün ne yazık ki Müslüman
bir coğrafyada, haksızca alıkonulmaktadır."
“Vatandaşları
alıkonulan ülkeler yaptırım güçlerini vakit kaybetmeksizin devreye sokmalıdır”
Kötü hapishane şartlarında açlık
grevi yaparak hayatlarını ortaya koyan aktivistlerin can güvenliğinden Libya
makamlarının doğrudan sorumlu olduğunu belirten İmir, “Vatandaşları alıkonulan
ülkeler başta olmak üzere insanlıktan yana olan her kurum, aktivistlerin derhal
serbest bırakılması için elindeki tüm diplomatik baskı unsurlarını ve yaptırım
güçlerini vakit kaybetmeksizin devreye sokmalıdır. Bu hukuksuz ve vicdansız
alıkonulma süreci derhal son bulmalı, aktivistler özgürlüklerine kavuşmalıdır.”
dedi.
"Kays Said,
ülkeyi diktatörlüğe geri döndüren adımları fütursuzca atmıştır"
Tunus'ta Nahda Hareketi lideri Raşid el-Gannuşi hakkında
verilen müebbet hapis cezasına da tepki gösteren HÜDA PAR Dış İlişkiler Başkanı
İmir, bu kararın ülkede uzun süredir devam eden hukuksuzluk sarmalının en vahim
halkası olduğunu belirtti.
Cumhurbaşkanı Kays Said'in ülkeyi fütursuzca diktatörlüğe
geri döndürdüğünü ifade eden İmir, şu değerlendirmelerde bulundu:
"Uluslararası kamuoyu tarafından da açıkça görüldüğü
üzere bu karar, Cumhurbaşkanı Kays Said yönetiminin siyasi rakiplerini yargı
eliyle tasfiye etme operasyonudur. 2019 yılında halka 'adalet ve özgürlük' vaat
ederek cumhurbaşkanlığı koltuğuna oturan Kays Said, ne yazık ki koltuğunu
tahkim ettikten sonra kendi vaatlerine ve Tunus halkına sırtını dönmüştür. Kays
Said, 2021 yılında anayasayı açıkça çiğneyerek hükümeti ve meclisi feshetmiş,
ülkeyi diktatörlüğe geri döndüren adımları fütursuzca atmıştır."
“Raşid el-Gannuşi
başta olmak üzere tüm siyasetçiler ve aktivistler derhal serbest bırakılmalı”
Başta Raşid el-Gannuşi olmak üzere demir parmaklıklar ardına
gönderilen tüm siyasetçilerin ve aktivistlerin derhal serbest bırakılması
çağrısında bulunan İmir, "Tunus halkı, 2011 yılında tüm dünyaya ilham
veren Yasemin Devrimi ile diktatör Zeynel Abidin Bin Ali’yi devirerek
özgürlüğünü ve iradesini kanıyla, canıyla kazanmıştır. Bugün Tunus’u yeni bir
diktatörlüğe, karanlık bir baskı rejimine sürüklemeye çalışan Kays Said
yönetimine karşı en büyük barikat yine asil Tunus halkının iradesi olacaktır. Tunus
halkı, geçmişte olduğu gibi bugün de kendi iradesine sahip çıkmalı, yeni bir
diktatörlük inşasına izin vermemelidir." şeklinde konuştu.




