Haber dosyasını indirin
İndir
Milletvekillerimiz tarafından, ailenin korunması ve sapkınlığın suç sayılması için Meclis Başkanlığı’na kanun teklifi verildi. Kanun teklifinin gerekçesinde, ahlaki yozlaşmanın önüne geçilmesi ve sapkınlık propagandasının yasaklanması gerektiğine değinildi.
Genel
Başkanımız ve İstanbul Milletvekilimiz Zekeriya Yapıcıoğlu, Gaziantep Milletvekilimiz Şahzade Demir, Batman
Milletvekilimiz Serkan Ramanlı ve Mersin Milletvekilimiz Faruk Dinç’in imzasını
taşıyan teklifin temel amacı; genel ahlak, haya ve edep gibi toplumsal
değerlerin zedelenmesini önlemek, kamu düzenini ve aile kurumunu tehdit eden
fiillerle daha etkin mücadele edilmesini sağlamak olarak açıklandı.
Partimiz tarafından
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı’na sunulan Türk Ceza Kanunu, Radyo ve
Televizyonların Kuruluş ve Yayın Hizmetleri Hakkında Kanun ve Ceza Muhakemesi
Kanununda değişiklik yapılmasına dair kanun teklifinin gerekçesinde, “Halkın ortak edep, haya ve iffet
duygusunun, genel ahlakın korunması ve kamu düzeninin sağlanması amaçlanmıştır.”
vurgusu yapıldı.
“Hayasızca Hareketler” suçuna daha
ağır ceza gelecek
Teklif, mevcut Türk Ceza Kanunu'nun (TCK) 225. maddesinde düzenlenen
"Hayasızca Hareketler" suçunu yeniden düzenlemeyi amaçlıyor. Buna
göre, alenen cinsel ilişkide bulunan kişilere verilen cezanın 2 yıldan 8 yıla
kadar hapis olarak artırılması öngörülüyor. Alenen hayasızca hareketlerde
bulunan veya teşhircilik yapan kişilere ise 1 yıldan 2 yıla kadar hapis cezası
verilmesi teklif ediliyor.
Sapkınlık suç kapsamına alınacak
Partimizin kanun
teklifinin gerekçesinde ayrıca, "Aynı biyolojik cinsiyette olanlar
arasındaki her çeşit cinsel ilişki ve davranışların teşvik edilmesi,
özendirilmesi ve propagandasının yapılması" da yeni bir suç olarak
tanımlanarak 3 yıldan 5 yıla kadar hapis cezası öngörülüyor. Bu suçun her türlü
yazılı, görsel, işitsel, klasik veya dijital iletişim ve bilişim vasıtalarıyla
işlenmesi halinde ise cezanın yarı oranında artırılması talep ediliyor.
RTÜK'e sapkın yayınları
engelleme yetkisi
Kanun teklifi, Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayın Hizmetleri
Hakkında Kanun'un 8. maddesinde de değişiklik yapılmasını öngörüyor. Yapılan
düzenlemeyle, "Aynı biyolojik cinsiyetten kişiler arasındaki cinsel
ilişkiyi veya cinsel davranışı teşvik edip özendiremez, propagandasını yapıp
yayamaz." hükmünün eklenmesi ve bu düzenlemeyle Radyo ve Televizyon Üst
Kurulu'nun (RTÜK) bu tür yayınları denetlemesi ve engellemesi amaçlanıyor.
Partimizin ailenin korunması ve sapkınlığın suç
sayılması için verdiği kanun teklifinde öne çıkan değişiklikler şöyle:
TCK
Madde 225 (Hayasızca Hareketler):
Aleni cinsel ilişki cezası 2 yıldan 8 yıla
çıkarılıyor.
Aynı biyolojik cinsiyetten kişiler arasında işlenmesi
halinde ceza bir kat artırılacak.
Sapkın ilişkileri "teşvik, özendirme
veya propaganda" yapanlara 3-5 yıl hapis; iletişim araçlarıyla yapılması
durumunda ceza yarı oranında artırılacak.
TCK
Madde 230 (Aile Düzenine Karşı Suçlar):
"Biyolojik cinsiyetini gizleyerek
evlenme" fiili 1-3 yıl hapis cezası kapsamına alınıyor.
RTÜK
Denetimi:
Radyo, TV ve dijital yayınlarda sapkın
ilişkilerin teşvik edilmesi yasaklanıyor; RTÜK’e denetim yetkisi veriliyor.
HÜDA
PAR’ın TBMM Başkanlığı’na verdiği kanun teklifinin tamamı:
TÜRKİYE BÜYÜK
MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA
Türk Ceza Kanunu, Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayın Hizmetleri
Hakkında Kanun ve Ceza Muhakemesi Kanununda değişiklik yapılmasına dair kanun
teklifi ve gerekçesi ekte sunulmuştur.
Zekeriya YAPICIOĞLU Şahzade DEMİR
HÜDA PAR Genel Başkanı Gaziantep Milletvekili
İstanbul Milletvekili
Serkan RAMANLI Faruk
DİNÇ
Batman Milletvekili Mersin
Milletvekili
GENEL GEREKÇE
Halkın edep, ar ve haya duygularının korunması, hem
sağlıklı bir toplum inşası hem de genel ahlak açısından hayati öneme sahiptir.
Toplumsal kültürden ve ahlak anlayışından, ortak değer yargılarından
kaynaklanan bu duyguların zedelenmesi, değersizleştirilmesi ahlaki çürümeye ve
giderek sosyal dokunun sarsılmasına neden olmaktadır.
Toplumun ortak ar ve haya duygularını inciten, edep,
iffet ve ahlak temizliğine saldırı niteliğindeki her türlü hareket, tutum ve
davranış hayasızca hareket kapsamında değerlendirilebilir. Genel ahlak
anlayışını ihlal edip başkalarının haya duygularını rencide eden hayasızca
hareketler, diğer kişilerde ve toplumda rahatsızlık uyandırıp toplumsal düzen
ve ahengi bozduğundan kamu düzenini de ihlal edici niteliktedir. Genel ahlakın
korunması, kamu düzeninin sağlanması için hayasızca hareketlerin suç olarak
kabul edilip cezalandırılması gerekmektedir.
Hayasızca hareketler suçu 5237 sayılı
Türk Ceza Kanununun ikinci kitabında “Topluma Karşı Suçlar” başlıklı üçüncü
kısmının, yedinci bölümü olan “Genel Ahlaka Karşı Suçlar” bölümünde 225. maddede düzenlenmiştir. Sadece alenen
cinsel ilişkiyi ve teşhirciliği suç sayan bu düzenlemenin, değişen şartlar,
benzer suç tiplerindeki artış ve çeşitlilik, suçun ifsat edici ve yıkıcı
etkisi dikkate alındığında yetersiz ve
etkisiz kaldığı görülmektedir. Düzenleme, suçun nitelikli hallerine yer
vermediği gibi suç için öngörülen ceza da caydırıcı olmaktan uzaktır.
Ahlaki yozlaşmanın, toplumun her
kesimini ve kurumunu derinden sarstığı ve tamiri zor tahribatlara neden olduğu
gerçeği karşısında toplumsal ihtiyaç ve talepler de dikkate alınarak “Hayasızca
Hareketler” suçu yeniden düzenlenmiş, suçun nitelikli hallerine yer verilerek
caydırıcı yaptırımlar öngörülmüştür. Böylece halkın ortak edep, haya ve iffet
duygusunun, genel ahlakın korunması ve kamu düzeninin sağlanması amaçlanmıştır.
Aynı cinsiyetten bireyler arasındaki cinsel
birliktelikleri savunan, bunu teşvik edip propagandasını yapan ifsat edici
hareket, tutum ve davranışlar insan fıtratını, nesli, aileyi ve nihayetinde
toplumsal yapıyı ve değerleri yıkıcı faaliyetlerdir.
“Cinsiyet tercihi ve özgürlüğü” adı altında cinsiyetsizliği odak
noktasına koyan bu anlayış ve sapkın ideolojiler, marjinal şekilde tezahür etse
de oluşturdukları tahribat her geçen gün artmaktadır. Aile birliğini, evliliği,
her türlü toplumsal, ahlaki ve manevi değeri gereksiz gören ve değersiz
göstermeye çalışan bu anlayış ve hareketler, saldırgan bir tavırla sapkın
ideolojilerini ve yaşam tarzlarını topluma dayatmaktadır. Bu anlayışta
olanların örgütlü ve organize şekilde ve küresel güçlerin desteği ve yönlendirmesi
ile hareket ettikleri de dikkate alındığında bu anlayış ve oluşumların kamu
düzeni, toplumun birlik ve bütünlüğü ve genel ahlak için de ciddi bir tehdit
oluşturduğu açıktır.
Söz konusu sapkın anlayış ve hareketlerin normalleşmesi ve yaygınlaşması
halinde evliliklerin ve dolayısıyla nüfusun azalacağı, aile kurumunun zarar
göreceği muhakkaktır. Nesil emniyetini de tehlikeye düşüren bu durum ülkenin
nüfus politikasına ve stratejik hedeflerine de zarar vermektedir. Ülkemizde
nüfus artış hızının dikkat çekici şekilde düştüğü, dinamik genç nüfusun oransal
olarak azaldığı da dikkate alındığında geleceğimizi doğrudan ilgilendiren bu
sorun için etkili tedbirlerin alınması elzemdir.
Aynı cinsiyette olanların evliliğini, birlikteliğini savunan kesimler, eşitlik
ve kadın hakları kavramlarını istismar ederek güçlü propaganda imkânlarıyla
sapkın düşünce ve ideolojilerini yaygınlaştırmaya çalışmaktadırlar. Bu
çevreler, televizyon, radyo ve diğer iletişim ve bilişim kanallarını
kullanarak, sosyal medya, basın yayın, sinema, dizi, film ve reklam yoluyla
etki alanlarını her geçen gün genişletmektedirler. Bireysel bir sapkınlık veya
nefsani düşkünlük olarak başlayan bu hareketler, küresel güçlerin teşvik ve
yönlendirmesiyle bir yaşam tarzı dayatmasına ve toplumsal yapıyı çökertme
amaçlı bir ideolojiye dönüştürülmüştür. Bu nedenle genel ahlaka ve aile
düzenine karşı işlenen bu ciddi suçla mücadele etmek ertelenemez bir gereklilik
haline gelmiştir.
Teklifle aleni cinsel ilişki ve hayasızca hareketler suçlarının cezaları
artırılmış, bu suçların aynı cinsiyetten kişiler arasında işlenmesi suçun
nitelikli hali olarak düzenlenmiştir. Ayrıca aynı
biyolojik cinsiyetten kişiler arasındaki cinsel ilişkiyi veya cinsel davranışı
sergileyen, teşvik eden, özendiren, herhangi bir şekilde bunu yayan ve
propagandasını yapan kişilere de ceza öngörülmektedir. Bu suçun radyo, televizyon ve her türlü iletişim yayın kanalları
kullanılarak sinema, film, dizi, reklam ve benzeri yollarla işlenmesinin önüne
geçilmesi için Radyo Televizyon Üst Kurulu tarafından denetlenmesi de
öngörülmüş ve bu yönde düzenleme yapılmıştır.
Teklifle ayrıca, söz konusu faaliyetlerin şirket, dernek, vakıf ve diğer
tüzel kişiler vasıtasıyla da yürütülebileceği dikkate alındığında bu tüzel
kişilere, TCK’daki tüzel kişilere özgü güvenlik tedbirlerinin uygulanması hüküm
altına alınmıştır.
Kadın ve erkeğin evliliği ile kurulan, maddi manevi değerlerin, kültürün
bünyesinde vücut bulduğu aile kurumu, toplum ve medeniyetimizin temel taşı ve
nüvesidir.
Sağlam bir aile yapısı, ilerleme ve gelişmenin, refah ve huzurun ön
şartıdır. Bu nedenle aileyi koruyacak ve güçlendirecek mekanizmaların
işlevselliği önem arz etmektedir. Dini, ahlaki, milli ve manevi değerler, bu
konuda önemli rol icra etse de pozitif hukuk normlarının yaptırım gücüne de
ihtiyaç duyulmaktadır.
İnsan, kadın ve erkek olarak yaratılmış olup ancak karşı cinsiyetteki
birisi ile evlilik birliği kurabilir. Tarih boyunca medeni toplumlar ve
devletler aile hukukunu, evlilik kurumunu bu ilke üzerine tesis etmişlerdir. Cari
hukuk sistemlerinde de genel kabul gören bu kadim ve fıtri ilke, evrensel
geçerliliğini korumaktadır. İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi de 16.maddesinde
yetişkin erkeklerle kadınların evlenme hakkına değinerek bu ilkeye yer
vermiştir.
İnanç ve değerlerimizle şekillenen toplumsal düzenimiz ve mevcut hukuk
sistemimize göre de evlilik birliği ancak kadın ile erkek arasında kurulabilir.
Bunun aksini savunan düşünce ve faaliyetler, insan tabiatını ve varoluşunu,
aileyi ve toplumsal düzeni bozmayı, yok etmeyi hedeflemektedir.
Cinsiyetsizleştirme ve cinsiyet değiştirme faaliyetleri de dikkate alındığında
evliliğe, aile kurumuna zarar veren fiillerin suç olarak düzenlenmesi
gerekmektedir.
5237 sayılı Kanun’un İkinci
Kitap, Üçüncü Kısım, Sekizinci Bölümünde “Birden çok evlilik, hileli evlenme,
dinsel tören” başlıklı 230. maddede aile düzenine karşı suçlar düzenlenmiştir.
Evlilik birliğinin ve dolayısıyla ailenin korunmasını amaçlayan bu
düzenlemenin, evlilik kurumuna, aile düzenine yönelik yeni ve ciddi tehlikeler
karşısında güncellenmesi gerekmektedir. Teklifle Anayasa Mahkemesinin iptal
kararları nedeniyle değişen içeriğe uygun olarak madde başlığı değiştirilmiş ve
eklenen fıkra ile biyolojik cinsiyetini gizlemek
suretiyle bir başkasıyla evlenme fiili suç olarak düzenlenmiştir.
Genel ahlakın ve kamu düzeninin
korunmasındaki önemi nedeniyle, hayasızca hareketler suçunun etkili bir
soruşturma ve yargılama ile caydırıcı yaptırımının sağlanması amacıyla 5271
sayılı Ceza Muhakemesi Kanunun 91. ve 100. maddelerinde düzenleme yapılmıştır.
MADDE
GEREKÇELERİ
MADDE 1- 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun ikinci kitabında “Topluma
Karşı Suçlar” başlıklı üçüncü kısmının, yedinci bölümü olan “Genel Ahlaka Karşı
Suçlar” bölümünde 225. maddede düzenlenen “Hayasızca Hareketler” suçu yeniden düzenlenmiştir.
Birinci fıkrada alenen cinsel ilişki suçu düzenlenmiş ve ceza miktarı
artırılmıştır.
İkinci fıkrada genel olarak hayasızca hareketler ve teşhircilik suçu
düzenlenmiştir.
Üçüncü fıkrada suçun aynı
biyolojik cinsiyetten kişiler arasında işlenmesi nitelikli hal olarak kabul
edilmiştir.
Dördüncü
fıkrada aynı biyolojik cinsiyette
olanlar arasındaki her çeşit cinsel ilişki ve davranışların teşvik edilmesi,
özendirilmesi ve propagandasının yapılması suç olarak düzenlenerek
cezalandırılması amaçlanmaktadır. Suçun her türlü yazılı, görsel,
işitsel, klasik veya dijital iletişim ve bilişim vasıtalarıyla işlenmesi
nitelikli hal olarak düzenlenmiştir.
Beşinci fıkrada, dördüncü fıkradaki suçun bir tüzel kişinin faaliyeti
çerçevesinde işlenmesi halinde tüzel kişi hakkında bunlara özgü güvenlik
tedbirlerinin uygulanacağı hüküm altına alınmıştır.
Düzenlemeyle toplumun ortak haya duygusunun iffet, edep ve ahlak
temizliğinin, genel ahlakın ve kamu düzeninin korunması amaçlanmaktadır.
MADDE 2- Türk Ceza Kanununun Aile
Düzenine Karşı Suçlar bölümünde 230.maddeye eklenen fıkra ile yeni bir suç
ihdas edilerek biyolojik cinsiyetini gizlemek
suretiyle bir başkasıyla evlenme işlemi yaptırma fiili suç olarak
düzenlenmiştir. Ayrıca Anayasa Mahkemesi’nin
27/5/2015 tarihli ve E.: 2014/36, K.: 2015/51 sayılı Kararı ile maddenin
beşinci ve altıncı fıkraları iptal edildiğinden madde başlığı da yeni içeriğe
uygun olarak değiştirilmiştir.
Değişiklikle evlilik kurumunun ve aile düzeninin sapkın anlayış ve
fiillerin zararlı etkilerine karşı korunması amaçlanmıştır.
MADDE-3-6112 sayılı Radyo Televizyon
Üst Kurulu Kanununda Yayın Hizmetleri İlkelerini düzenleyen 8. maddesinin
birinci fıkrasının s bendi yeniden düzenlenmiştir. Yeni düzenleme ile aynı biyolojik cinsiyetten kişiler arasındaki cinsel
ilişkiyi veya cinsel davranışı teşvik edip özendiren, propagandasını yapıp
yayan yayınların engellenmesi
amaçlanmıştır.
MADDE 4-Türk
Ceza Kanunu 225.maddede düzenlenen suçun 5271 sayılı Ceza Muhakemesi
Kanunun 91/4 maddesi kapsamında daha etkili şekilde soruşturulması
hedeflenmektedir.
MADDE 5- Türk Ceza Kanunu 225.maddede
düzenlenen suçun 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunun 100/3 maddesi kapsamında
etkili şekilde soruşturulması hedeflenmektedir.
MADDE 6-Yürürlük maddesidir.
MADDE 7-Yürütme maddesidir.
TÜRK CEZA KANUNU VE DİĞER BAZI KANUNLARDA
DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TEKLİFİ
MADDE 1-
26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 225 inci maddesi aşağıdaki
şekilde değiştirilmiştir.
Madde 225- (1) Alenen cinsel ilişkide bulunan kişi iki yıldan sekiz
yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(2)
Alenen hayasızca hareketlerde bulunan veya teşhircilik yapan kişi bir yıldan
iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(3) Yukarıdaki fıkralarda tanımlanan fiillerin aynı
biyolojik cinsiyetten kişiler arasında işlenmesi halinde verilecek ceza bir kat
artırılır.
(4) Aynı
biyolojik cinsiyetten kişiler arasındaki cinsel ilişkiyi veya cinsel davranışı
teşvik eden, özendiren, herhangi bir şekilde bunu yayan veya propagandasını
yapan kişilere üç yıldan beş yıla kadar hapis cezası verilir. Bu suçun her
türlü yazılı, görsel, işitsel, klasik veya dijital iletişim ve bilişim
vasıtalarıyla işlenmesi halinde verilecek ceza yarı oranında artırılır.
(5) Dördüncü
fıkradaki suçun bir tüzel kişinin faaliyeti çerçevesinde işlenmesi halinde
tüzel kişi hakkında bunlara özgü güvenlik tedbirlerine hükmolunur.
MADDE 2- 5237
sayılı Kanunun 230 uncu maddesinin başlığı “Birden çok evlilik, hileli evlenme”
şeklinde değiştirilmiş ve üçüncü fıkradan sonra gelmek üzere aşağıdaki fıkra
eklenmiş, diğer fıkralar buna göre teselsül ettirilmiştir.
(4)
Biyolojik cinsiyetini gizlemek suretiyle bir başkasıyla evlenme işlemi yaptıran
kişi bir yıldan üç yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılır.
MADDE 3-
15/2/2011 tarihli ve 6112 sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayın
Hizmetleri Hakkında Kanunun 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (s) bendi
aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
“Aynı
biyolojik cinsiyetten kişiler arasındaki cinsel ilişkiyi veya cinsel davranışı
teşvik edip özendiremez, propagandasını yapıp yayamaz. Kadınlara yönelik
baskıları teşvik eden ve kadını istismar eden programlar içeremez.”
MADDE 4-4/12/2004
tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 91 inci maddesinin dördüncü
fıkrasının (b) bendinin dokuzuncu alt bendi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
“9.Hayasızca
hareketler (madde 225), fuhuş (madde 227)”
MADDE 5- 5271
sayılı Kanun’un 100’üncü maddesinin üçüncü fıkrasının (a) bendinin onuncu alt
bendinden sonra gelmek üzere aşağıdaki alt bent eklenmiş, diğer alt bentler
buna göre teselsül ettirilmiştir.
“11.
Hayasızca hareketler (madde 225) ve fuhuş (madde 227)”
MADDE 6- Bu
Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.
MADDE 7- Bu
Kanun hükümlerini Cumhurbaşkanı yürütür.
Önemli Gelişmeler
Hiçbir karanlık nokta bırakılmamalı July 6, 2026
