"Temel haklar pazarlık konusu olmaz"

Batman İl Teşkilatımızın 2’nci Olağan Kongresinde önemli değerlendirmelerde bulunan Genel Başkanımız Yapıcıoğlu, "Temel haklar pazarlık konusu olmaz" dedi.

Genel Başkanımız Zekeriya Yapıcıoğlu, Batman İl Teşkilatımızın 2’nci Olağan Kongresine katılarak gündeme dair önemli değerlendirmelerde bulundu.

Çözüm süreci, Kürt meselesi, güvenlik soruşturmalarının doğurduğu sorunlar, OHAL’in yüzde 5’lik yetkisinin beraberinde getirdiği mağduriyetler, hayvancılığın önündeki engeller, aile kurumunun çöküntüye uğraması, gün geçtikçe artan uyuşturucu kullanımı gibi konulara değinen Yapıcıoğlu, faize dayalı Türkiye ekonomisinin de ciddi sorunlar doğurduğunu söyledi.

Türkiye’nin bütçesinde 400 milyar doları aşkın dış borç ve bir o kadar da iç borcun toplamının, faize ödenen paranın 56 milyar olduğunu söyleyen Yapıcıoğlu, bunun yaklaşık 5 katının kredilere gidebileceğini, Türkiye’nin ise bunun altından kalkamayacağını vurguladı.

"Temel haklar pazarlık konusu olmaz"

Memleketin zulümden kaynaklanan pek çok meselesinin olduğunu söyleyen Yapıcıoğlu, "Yaşanan sorunlardan bir tanesi Kürt meselesidir. Biliyorsunuz bundan birkaç sene önce hükümet yetkilileri 'biz bu meseleyi çözeceğiz' diye bir süreç başlattılar. Adına 'çözüm süreci' dedikleri bir süreç başlattılar. Biz buna 'çatışmasızlık süreci' dedik. Ne için çözüm süreci değil de çatışmasızlık süreci, dedik. Çünkü biz o süreçten çözüm çıkmayacağını biliyorduk. Çünkü o sürecin temeli yanlış atılmıştı. Uyardık ve dedik ki, siz elinde silah olanları bu milletin temsilcisi olarak karşınızda oturtuyorsunuz, hata ediyorsunuz. Dedik ki, siz milletin meşru olan bazı taleplerini de elinde silah olan kişilerle pazarlık konusu yapıyorsunuz, hata ediyorsunuz. Temel haklar pazarlık konusu olmaz. Dedik ki, siz bu hakların tanınmasını elinde silah olan kişilerin elindeki silahı bırakma şartına bağlıyorsunuz, hata ediyorsunuz. Dinletemedik." dedi.

"Ne için siz yıllarca şehirleri silah ve patlayıcı deposuna çevrilmesine göz yumdunuz"

Çözüm sürecinde yapılan yanlışlıklara değinen Yapıcıoğlu, "Sürecin iki tarafı var. Hükümet ile bu konuyu konuşan diğer taraftaki insanlara da dedik. Bir taraftan bu süreç başlatırken şehirler silah ve patlayıcı depolarına çevriliyordu. Memleketin her tarafı özellikle Kürt nüfusunun yoğun yaşandığı yerlerde her tarafta bombalar gömülüyordu. Hükümet de bunu görüyordu. Oslo görüşmelerinde MİT adına görüşmelere katılan devlet memurları görüştükleri muhataplarına dediler ki, 'siz bir taraftan silah bırakacağınızı söylüyorsunuz ama öbür taraftan şehirleri silahla, patlayıcılarla dolduruyorsunuz. Bunları bilmediğimizi zannetmeyin' diye söylediler. Neticede o yanlış temel üzerinde bina edilmeye çalışılan çözüm ortaya çıkmadı. Çözüm ortaya çıkmadı diye bu sorun bitti mi? Hükümete sorarsanız bitti. Peki, siz ne yaptınız da bitti? Eğer öyle bir sorun yoksa siz ne için çözüm süreci diye bir süreç başlattınız? Ne için siz yıllarca şehirleri silah ve patlayıcı deposuna çevrilmesine göz yumdunuz? Madem sorun yoktu siz elinde silah olan insanları ne için karşınızda muhatap diye oturttunuz ve onlarla pazarlıklar yaptınız? Eğer sorun varsa, siz de o gün oturduysanız siz o süreçten sonra meselenin hangi tarafını çözdünüz de şimdi öyle bir sorunun mevcut olmadığına hükmediyorsunuz. Aslında o çatışmasızlık sürecinde yapmış oldukları yanlışları tekrar ediyorlar. Nasıl tekrar ediyor? O gün diyordu ki, ‘ben bu meseleyi bu adamlarla oturup konuşurum. Başka yol ve yöntem yok.’ Bugün diyor ki, ‘o konuştuğum adamlarla ben şu an küsüm konuşmuyorum, çatışıyorum adamlar eline silah aldı o zaman konuşacak kimse yok.’ Bu, önceki yanlışın başka bir şekilde ifade edilmesindir. Önceki sözlerin tersinden söylenmesidir." ifadelerini kullandı.

"Bu meseleyi çözmek istiyorsanız bu milletin başta örgütlü yapıları olmak üzere tümü sizin muhatabızdır"

Kürt meselesini çözmek için bugün tam vakti olduğuna dikkati çeken Yapıcıoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü: "Biz o gün de söyledik. Bugün de tekrar ediyoruz. Bu meseleyi çözmek istiyorsanız bu milletin başta örgütlü yapıları olmak üzere tümü sizin muhatabızdır. Eğer bir şey hak ise onu yasal, anayasal güvenceye alırsınız gerekli düzenlemeleri yaparsınız. Bugün çatışmalı süreç yeniden başlamış diye, bugün operasyonlar yapılıyor diye siz o adımları atmaktan imtina ediyorsanız şöyle bir görüntü çıkıyor. Birileri çıkıp propagandayı yapıyor ve yapacak. Siz silahın, çatışmanın hak arama yöntemi olmayacağını ve olamayacağını söylüyordunuz bakın 'Biz güçlü bir silahlı direniş göstermeyince hükümet adım atmıyor.’ Eğer öyle deseler ne diyeceksiniz peki? Eğer gerçekten bu meseleyi çözmek için bir iradeniz bir niyetiniz varsa işte bugün tam vaktidir. ‘Biz birilerinin silahını doğrultulmasından dolayı meseleyi çözüyor değiliz. Biz haksızlık olduğuna inandığımız bütün uygulamalara son veriyoruz. Milletin meşru taleplerini yerine getiriyoruz. Gasp edilen hakları iade ediyoruz’ deseniz yanlış mı olur? Hayır, belki daha önce yapmış olduğunuz yanlışları da affettirmiş olacaksınız. Fakat maalesef şu anda bu irade görünmüyor."

"Şu anda bile bu söylediklerimiz henüz ya anlaşılmadı ya da kabul edilmek istenmiyor"

"PKK biter veya kendi kendisini feshetse bile bundan yıllar sonra başka bir şey ortaya çıkacaktır" diyen Yapıcıoğlu, "Bu dediğim tablo çözümsüzlükte ısrar veya sorunu halının altına süpürerek onu yok farz etmektir. Şu anda böyle yaparsanız olağanüstü şartlar olan OHAL şartlarında belki çok fazla dinlendirilmeyen bazı meseleler bir müddet sonra uç verecektir. Adına ‘çözüm süreci’ dediğiz süreçte de tekrar ettik. Dedik ki eğer siz PKK'yi ve onun elindeki silahı sorunun bizatihi kendisi görürseniz yani bir sonuç olduğunu kabul etmezseniz, sebep olarak görürseniz; PKK biter veya kendi kendisini feshetse bile bundan yıllar sonra başka bir şey ortaya çıkacaktır. Belki sadece ismi değişecektir. Fakat görünen o ki şu anda bile bu söylediklerimiz henüz ya anlaşılmadı ya da kabul edilmek istenmiyor." dedi.

"Memleketin sorunlarının önemli bir kısmının altında adaletsizlik yatıyor"

Türkiye genelinde kadro alımlarında çeşitli usulsüzlüklerin yapıldığının altını çizen Yapıcıoğlu, "Evet, 'Önce insan, öncelik adalet.' Memleketin sorunlarının önemli bir kısmının altında adaletsizlik yattığını söyledik. Bu adaletsizlikten çeşit çeşit sorunlar doğuyor. Bunlardan bir tanesi ekonomik sorunlar. Biliyorsunuz memleketin kaynaklarının imkânlarının bazı yerlere yığıldığı bazı yerlerin bundan daha büyük oranda istifade ettiği herkesin malumudur. Türkiye'yi farklı farklı bölgelere ayırmışlar. Mesela Batman TRC3 diye isimlendirilen bir bölge bu bölgede 4 vilayet var: Batman, Siirt, Mardin ve Şırnak. İki konuda bu TRC3 bölgesi Türkiye şampiyonu. Nedir onlar biliyor musunuz? Türkiye'de işsizlik yüzde 11'in altında, TRC3 bölgesinde işsizlik yüzde 28 küsurdur. Yani neredeyse 3 kattır. Daha önce 2 kat idi. Şimdi neredeyse 3 kat. Türkiye'de ortalama işgücüne katılım oranı yüzde 52'dir. Bu gölgede oran Türkiye ortalamasının yarısı, yüzde 26'dır. 2 konuda Batman şampiyon, ikisi de istihdam ve işsizlik ile ilgilidir. Belki Batman'ın şampiyon olduğu konulardan bir tanesi de bu işsizlikle bağlantılı olarak kişi başına düşen kahvehane, çayhane sayısıdır veya genç nüfusa göre kişi başına düşen oyun salonu farklı farklı bilgisayar oyunları. Bu kadar genç nüfus var iken iş bulamıyor iş imkânı yok. Bazen tek tük kadrolar açılıyor. O kadroların da nasıl dağıtıldığını benden daha iyi biliyorsunuz. O kadroların bazı siyasiler tarafından nasıl menfaat karşılığı dağıtıldığını çok iyi biliyorsunuz. Bu sadece Batman'ın durumu değil Türkiye geneli aşağı yukarı durum budur. Sadece o olsa belki insanlar şeklen iktidar partisine yakın görünür, bir iş bir kadro imkânı elde eder. Yetmiyor bir de ciddi bir maddi külfet altına girmesi gerekiyor. O da yetmiyor. Bir de güvenlik soruşturmaları var." ifadelerine yer verdi.

Güvenlik soruşturmanın garabetini sadece HÜDA PAR dile getiriyor

Güvelik soruşturmasından mustarip olan birisinin bu sorunları sadece HÜDA PAR’ın gündeme getirdiğini söyleyerek genel başkan yardımcılarından birine mesaj gönderdiğini söyleyen Yapıcıoğlu, "Geçen gün birisi genel başkan yardımcılarımızdan birisinin sosyal medya hesabına cevap olarak yazmış. Demiş ki, 'Bu güvenlik soruşturmalarından dolayı şimdiye kadar oy verdiğimiz partiler bizim sesimize ses vermedi ve sorunumuzu gündeme getirmedi. HÜDA PAR'a ve size teşekkür ederiz. Bu sorunumuzu dile getiriyorsunuz. Ben 15 yıl okul okudum. Üniversiteyi bitirdim ama güvenlik soruşturması nedeniyle benim atanma ve iş hakkım edimden alındı.' Öyle şikâyetler geliyor ki insanın havsalası almıyor. İnsanın aklı duruyor. Adama diyorlar ki, ‘sen 15-16-18 yıl eğitim gördün bir diploma aldın ama sen filanca STK'nın, filanca yasal derneğin yapmış olduğu toplu basın açıklamasında orada boy gösterdin, hazır bulundun. Sen sakıncalı adamsın, sana iş yok!’ Ya da diyorlar ki, ‘sen 18 yıl okul okudun. Doktor oldun. Mecburi hizmetin var. Benim sana ihtiyacım var. Bu toplumun doktora ihtiyacı var. Senin de işe ihtiyacın var ama senin amcanın oğlu filanca örgütün üyesiydi sana iş yok!’ deniliyor." dedi.

"Güvenlik soruşturması ucube bir şekilde gençlerimizin önünde dikiliyor"

Yapıcıoğlu, sözlerine şöyle sürdürdü: "Güvenlik soruşturması böyle ucube bir şekilde gençlerimizin önünde dikiliyor. Bunlardan önemli bir kısmı diyor ki, ‘adliyeye yolumuz düşmedi. İcra rakibi açmak ya da icraya olan borcumuzu ödemek için bile adliyeye uğramadık. Karakola da yolumuz düşmedi.  Belki güzergâh nedeniyle bazen önünden geçmiş olabiliriz ama karakolluk hiçbir işimiz de olmadı. Ama biz takılıyoruz güvenlik soruşturmalarına.’ Sadece bu mu? Yani sadece yeni işe başlayan kişilerle ilgili değil daha önce işe alınmış, yıllardır çalışan birileri nakil işlemi gerçekleştirirken bile yeniden güvenlik soruşturmalarına tabi tutulup işinden atılabiliyor. Olağanüstü hal ile ilgili dün Sayın Cumhurbaşkanı Diyarbakır'da bir şeyler söyledi. Dedi ki 'Biz 2002 yılında iktidara geldikten sonra hemen bir ay içerisinde OHAL'i kaldırdık. İlk işimiz bu oldu. Bugünkü OHAL'i sakın onunla karıştırmayın. OHAL yetkilerinin yüzde 5'i bile kullanılmıyor.' Şimdi OHAL yetkilerinin yüzde 5'i ile insanlar güvenlik soruşturmalarından dolayı işsiz kalabiliyorsa ya da çalıştığı işinden oluyorsa, hatta dahasını söyleyeyim; özel güvenlik şirketine gidip güvenlik sertifikasını almış bazı kişiler gelip bize müracaat ediyorlar. Diyorlar ki 'beni işten attılar ama işten atmakla yetinmediler. Benim sertifikamı da iptal ettiler. Dediler ki sen bir daha başka yerde de bu işte çalışamasın, özel şirketlerde bile' şimdi bu OHAL'deki yetkilerin yüzde 5'i bunu yapıyorsa Allah bizi yüzde 100 kullanılan yetkilerden muhafaza eylesin."

"Memlekette hayvancılık bitmiş"

İthal et tartışmalarına değinen Yapıcıoğlu, "Tarım Bakanı, ‘Et fiyatı çok pahalı, biz vatandaşımıza ucuz et yedireceğiz’ dedi. Nasıl yedireceksiniz? Dışardan et ithal ederek. Peki, bu işin başka çözüm yolu yok mu? Memlekette hayvancılık bitmiş. İnsanlar hayvanlarını merada otlatamıyor. Fabrikalardan alınan yemle beslendikleri için et pahalıdır. Siz eti ucuzlatmak adına hayvancılığa destek verirseniz, meralara çıkmayı kolaylaştırırsanız daha iyi olmaz mı? Et ithal ederseniz, üreticinin mal ettiği fiyatın altında bir fiyatla et satarsanız o adam o hayvanı beslemez. Zararına da olsa keser. Çünkü ilerde zararın büyümesinden korkar. Bu bir sene sonra et fiyatlarının çok daha fazla yükselmesine sebep olur. Siz son birkaç yıl içerisinde 5 milyar dolar parayı et ithalatına verdiniz, bunu çiftçiye verin. Hayvan desteği olarak verin." diye konuştu.

"Faizin kapitalist sistemin en büyük sömürü aracı olduğunu çok iyi biliyoruz"

"Ekonomideki olumsuz gidişatı Hükümet tarafından da görüldüğünü ifade eden Yapıcıoğlu, "Çare olarak esnafın içinde bulunduğu durumdan kurtuluşu için bir kredi fonu getirdiler. Niye? Çünkü artık bankalar esnafa kredi vermiyor. Biz hiçbir kimseye gidin bankadan kredi çekin demiyoruz. Biz faizin kapitalist sistemin en büyük sömürü aracı olduğunu çok iyi biliyoruz. Bankacılık sisteminin kendisinin sömürü aracı olduğunu biliyoruz. Daha bir iki sene önce Sayın Cumhurbaşkanı kameraların karşısında bankalara sert çıktı. Dedi ki, ‘Siz esnafa kredi vermiyorsunuz.’ Ekonomi kötüye gittiği halde bankalar sürekli kârlarını katlıyorlar. Niye? Yaş tahtaya basmıyorlar, işlerini sağlama alıyorlar. Hükümet bir düzenleme yaptı ve dedi ki, ‘siz verin krediyi, sizin sorumluluğunuz bunun yüzde 20’si olsun. Onun için teminat isteyin. Geri kalan yüzde 80’nine ben kefilim. Esnaf borucunu ödemezse ben ödeyeceğim.’ Peki, nasıl ödeyecek? Yine bizlerin cebindeki paralarla ödeyecek. 250 milyar liraya yakın bir krediden bahsediliyor. Şu anda Türkiye’nin bütçesinde 400 milyar doları aşkın dış borç ve bir o kadar da iç borcun toplamının faizine ödenen para 56 milyar. Bunun yaklaşık 5 katı bu kredilere gidebilir. Türkiye bunun altından kalkamaz. Eğer böyle devam ederse çok ciddi bir ekonomik kriz memleketi bekliyor ve ceremesini hepimiz çekeceğiz." dedi.

"Evlilik sayısı düşüyor aile kurumu çatırdıyor"

TÜİK'in açıkladığı evlenme ve boşanmak istatistiklerine işaret eden Yapıcıoğlu, "Yaklaşık olarak 8-9 yıldır düzenli olarak boşanma oranları yükseliyor, evlilik sayısı aşağı düşüyor. Aile kurumu çatırdıyor. Biz bu hususu her fırsatta dile getirdik. Dedik ki, ‘bir çözüm bulun, çare arayın. Aile çökerse toplumu ayakta tutamazsınız.’ Toplumu ayakta tutan birinci şey eğer adaletse, ikinci şey aile kurumunun ayakta olmasıdır. Maalesef bugüne kadar tedbir alınamadı. Tedbir adına yapılan düzenlemeler aile kurumunu daha da zarar verdi." değerlendirmesinde bulundu.

"Uyuşturucu kullanma yaşı gittikçe aşağı düşüyor"

Uyuşturucu kullanma yaşının da gittikçe aşağı düştüğünü vurgulayan Yapıcıoğlu, önceki gün Cizre’de 19 yaşındaki bir genç caminin helasında damarına uyuşturucu enjekte ettiği için öldüğünü hatırlattı.

Yapıcıoğlu, "Bizim gençlerimiz uyuşturucunun pençesine bu kadar erken yaşlarda mı düşecekti? İnşallah hiçbir yaştaki gencimiz ve yetişkin kardeşimiz o belaya müptela olmaz. Fakat maalesef uyuşturucu satıcıları ilkokul düzeyine kadar işi getirdiler. İlkokul çocuğuna uyuşturucu satmanın hesabını yapıyorlar. Manevi çöküntüden dolayı, üzerine işsizlik, aile parçalanmışlığı binince tablolar böyle oluyor. Bu tablolar bizi ümitsizliğe sevk etmeyecek. Biz ümitsiz değiliz, aksine bizim yapacak çok işimiz var. Gençlerimiz bu durumdaysa bize düşen çalışmalarımızı artırmaktır. Bize düşen daha fazla çalışmaktır. Bize düşen kötü yollara düşen insanların ellerinden tutmak için gecemizi gündüzümüze katmaktır. Toplumu içinde bulunduğu bu durumdan kurtarabilmek için toplumun HÜDA PAR’ın reçetelerine ihtiyacı var." şeklinde konuştu.

BATMAN İL BAŞKANLIĞI