Gündem Değerlendirmesi (24.12.2018)

Partimizin 24 Aralık 2018 tarihli gündem değerlendirmesi;

/ GÜNDEM DEĞERLENDİRMELERİ / Küçült | Büyüt

Genel Merkezimiz tarafından yapılan gündem değerlendirmesinde, devlet eliyle oynatılan kumar, 2019 bütçesi, Danimarka’da mültecilere yönelik karantina adası ve ABD’nin Suriye’den çekilme iddiasına dair açıklamalar yapıldı.

DEVLET ELİYLE OYNATILAN KUMAR

Görevi toplumu korumak, ifsada yol açacak yolları kapatmak, huzuru ve aile kurumunu koruyacak her türlü tedbiri almak olan devlet, kumara verdiği destek ve teşvikle toplumsal huzurun önündeki engellerden biri konumuna gelmektedir. Ceza Kanunu’nda, “Kazanç kastı ile oynanan kâr ve zararı baht ve şansa bağlı bulunan oyun” olarak tarif edilen kumar, bireysel, ailevi ve toplumsal açıdan büyük sorunlara neden olmaktadır. Kumar bağımlılığı bireyde psikolojik sorunlara yol açtığı gibi diğer kötü alışkanlıklara da bulaşma ihtimalini kuvvetlendirmektedir. Kumar bağımlılığının pençesine düşmüş birey, ailesine ve sosyal çevresine karşı sorumluluklarını yerine getirememektedir. Bununla birlikte aile içerisinde güven ortamının yok olmasına neden olan kumar, boşanma ve aile içi şiddet gibi toplumsal sorunlara da neden olmaktadır.

Vergilendirilmeyen kumarı illegal sayan devlet, vergilendirilen ve kendi eliyle işlettiği kumarı ise hukuki ve ahlaki bir zemine oturtmaya çalışmaktadır. Bu anlamda milli piyango, iddia veya bahislerin devlet kontrolünde faaliyet yürütüyor olmaları; devletin bireyi kumara teşvik ettiğinin en net göstergesidir.

Milli Piyango adı altında suni bir kültür oluşturularak birçok insan kumara yönlendirilmektedir. Bu anlamda hükumete anayasal görevlerini hatırlatıyor, bu toplumun kültürel ve ahlaki altyapısında kumarın olmadığını bir kez daha yeniliyor; devletin tüm kumar organizasyonlarıyla bir an önce bağını kesmesini, Müslüman bir toplumun bu şekilde kültür erozyonundan muhafaza edilmesi gerekliliğini önemle hatırlatıyoruz

2019 BÜTÇESİ

2019 Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi meclis genel kurulunda kabul edildi. Borçlanmanın bir zorunluluk olduğu anlayışı ile hazırlanan 2019 bütçesinde de yüksek borçlanma ve faiz giderleri sebebiyle yatırımlara ve hizmetlere yeterince kaynak ayrılmamıştır. Bütçe içindeki payları son yıllarda artmasına rağmen eğitim ve sağlığa ayrılan bütçe, faize ayrılan miktarın altında kalmaya devam etmiştir.  2018 yılında faize ayrılan miktar 72 Milyar iken 2019 bütçesinde bu miktar yüzde 63 artışla 117 Milyar TL’ye yükselmiştir.  Yatırıma ayrılan miktar ise 68,8 milyardan 65 milyara inmiştir. Yeterince yatırım olmaması işsiz sayısının artmasına neden olacaktır. Faiz yükünden kurtulmak ve ülke kaynaklarının ülke insanının refahı için kullanılması isteniyorsa açık veren bütçeler yapmaktan ve borçlanmaktan vazgeçilmelidir.

Faize ayrılan miktarın yüksekliği nedeniyle olumsuz etkilenecek kesimlerden biri de çiftçiler olacaktır. 2006 yılında kabul edilen 5488 sayılı Tarım Kanunu’na göre tarımsal destekleme için bütçeden ayrılacak kaynak gayrisafi milli hasılanın yüzde birinden az olamaz. Ancak 2019 bütçesinde tarımsal destek için ayrılan kaynak yasal miktarın yarısının da altındadır. Tarım Kanununun 21. maddesine göre destekleme için 44 Milyar ödenek ayrılması gerekirken 2019 bütçesinde bu miktarı 16,1 Milyar olmuştur. Mazot ve gübre başta olmak üzere tarımsal girdilerin fiyatları artarken diğer yandan desteklemelerin azaltılması tarımsal ürün fiyatlarının daha fazla artmasına veya zarar etme endişesiyle çiftçinin ürün yetiştirmekten vazgeçmesine neden olacaktır. Tarım ve hayvancılık ile uğraşan çiftçinin zarar etmesi veya üretimden vazgeçmesi, söz konusu ürünlerin ithal edilmesiyle aşılamayacak bir sorunla karşı karşıya kalmak demektir. Bu tehlikenin farkına varılmalı ve şimdiden tedbirleri alınmalıdır. Çiftçiyi desteklemek için kurulan Ziraat Bankası çiftçiye düşük faizli değil, faizsiz kredi vermeli; hükümet kendi teklif ettiği kanunun gereğini yerine getirerek tarımsal üretime hak ettiği desteği vermelidir.

DANİMARKA’DA MÜLTECİLERE YÖNELİK KARANTİNA ADASI

Danimarka’da mültecilerin, 7 hektarlık ıssız Lindholm Adası'nda kurulacak geri gönderme merkezinde toplanmasını öngören yasa tasarısı kabul edildi. Danimarka güvenlik güçlerinin mültecilerin değerli eşyalarına el koyduğu, Yunanistan polisinin mültecilerin üzerindeki kıyafetlerine dahi el koyarak 3 kişinin donmasına sebebiyet verdiği, Avrupa’da mültecilerin evlerinin teşhir edildiği, öğrencilerin baskı gördüğü, mültecilere karşı işlenen suçlarda hukukun mülteciler aleyhine işletildiği vakıaları henüz canlıyken, Danimarka’da alınan karantina adası projesi isimli insanlık adına utanç verici karar bizi şaşırtmamıştır. İnsan hakları, demokrasi ve medeniyetin beşiği olarak lanse edilen Batı, daima kendi ülke ve halkının refahı için diğer coğrafyalarda kaos ve sömürge politikaları yürütmüş, insan haklarını yalnızca kendi vatandaşları için tanıdıklarını bir kez daha göstermiştir. Bu anlamda Danimarka’da alınan bu kararı şiddetle kınıyor, Müslüman halkların bir an önce barış ve esenliğe kavuşmasını temenni ediyoruz. 

ABD’NİN SURİYE’DEN ÇEKİLME İDDİASI

ABD, DAEŞ’in yenildiği gerekçesiyle Suriye’den çekileceğini açıkladı. Suriye’de siyasi çözümün sağlanması için ABD’nin bölgeden çekilmesi önemli bir adım olsa da; özellikle Afganistan ve Irak pratiğine bakıldığında bu karara ihtiyatla yaklaşılması gerektiği ortadadır. Obama döneminde de Afganistan’dan çekilme kararı alan ABD, Pentagon-Beyaz Saray arasında yaşanan siyasi kriz sonucunda askeri varlığını daha da arttırmıştır. Finansal maliyetler; YPG’ye karşı olası bir operasyon sırasında NATO ülkesi Türkiye ile ABD güçlerinin çatışma ihtimali; Türkiye, İran ve Rusya’nın siyasi çözüm sürecinde aktif rol alması, ABD’yi Suriye’de farklı bir stratejiye yöneltmektedir. Yapılan görüşmeler ve bölge ziyaretleri neticesinde ABD’nin çekildiği alanlarda başka müttefiklerini finansal ve askeri açıdan destekleyeceği ihtimalini doğurmuştur. ABD’nin çekilme açıklamasıyla birlikte Fransa bölgede aktif güç olmaya çalışmaktadır. ABD’nin bölgeden çekilme süreci Türkiye, İran gibi Suriye sorununda aktif rol oynayan ülkeler tarafından avantaja çevrilerek siyasi çözüm sürecine ivme kazandırılmalıdır. Bu kapsamda İran Cumhurbaşkanı Ruhani’nin Türkiye ziyareti önemlidir. Aynı zamanda iki ülke arasındaki siyasi ve ticari iş birliğinin geliştirilmesi bölgesel açıdan olumlu sonuçlar doğuracaktır. HÜDA PAR olarak, Suriye iç savaşının başlangıcından bu yana siyasi çözüm yolunun özellikle iki ülkenin iş birliğinden geçtiğini dile getirdik, gelinen süreçte bu yönde atılan adımlar hızlandırılmalıdır

Suriye’de siyasi çözümün sağlanması için Cenevre’de bir araya gelen Türkiye, Rusya ve İran yeni bir anayasanın yazımı konusunda önemli bir aşamaya gelmişlerdir. Atılan adımlar umut vaat edici olup, bunu Suriye’de kalıcı ateşkes, siyasi tutukluların serbest bırakılması, silahların bırakılması, tüm tarafların dahil edildiği yeni bir anayasa oluşturulması, Suriye’nin yeniden inşası ve mültecilerin dönüşünün sağlanması izlemelidir. Suriye iç savaşı, emperyalistlerin dahliyle bir medeniyetin yok ediliş sürecini ibret verici şekliyle önümüze koymuştur. HÜDA PAR olarak bu savaş ve yaşanan bütün iç ihtilaflarda siyasi çözümün esas alınması gerektiğini bir kez daha hatırlatıyor ve bölge ülkelerinin iç meselelerini emperyalist güçlere havale etmeden kendi aralarında çözüme kavuşturmaları için gerekli hassasiyetlerin gösterilmesi gerektiğini bir kez daha yineliyoruz.

HÜDA PAR GENEL MERKEZİ

 

Sistem "AÇIK BETA" Modundadır.

FORM BİLGİLERİNİ DOLDURUNUZ.

YUKARI