Gündem Değerlendirmesi (18.12.2018)

Partimizin 18 Aralık 2018 tarihli gündem değerlendirmesi;

/ GÜNDEM DEĞERLENDİRMELERİ / Küçült | Büyüt

Genel Merkezimiz, bu hafta yaptığı iç ve dış gündem değerlendirmesinde asgari ücret, mafyatik diziler ve toplum üzerindeki etkileri, yüksek hızlı tren kazası, yeni sınav sistemi, siyonist rejim saldırıları ile Yemen krizi ve barış görüşmelerine dair dikkat çekici açıklamalarda bulundu.

ASGARİ ÜCRET VERGİ DIŞI BIRAKILMALIDIR

Çalışanların üçte birinden fazlasını ilgilendiren asgari ücret görüşmeleri devam ederken telaffuz edilen bazı rakamlar fedakârlığın büyüğünün dar gelirlilerden beklendiğini göstermektedir. Dar gelirli vatandaşlarımızın içinde bulunduğu ekonomik sıkıntılar da göz önünde bulundurularak asgari ücrette insanca yaşama imkân verecek makul bir artışın yapılması şarttır. Yapılacak artışın asgari ücretlilere direkt etki etmesini sağlamanın en etkili ve doğru yolu, asgari ücretin vergi dışı bırakılmasıdır. Son ekonomik gelişmelerin de etkisiyle açlık sınırının epey altına gerileyen asgari ücretten vergi alınması sosyal devlet olma vasfına aykırıdır. Sosyal yardımlara 2018 yılında 50,8 Milyar TL, 2019 bütçesinde 62,1 milyar TL kaynak ayıran hükumetin, açlık sınırının altındaki ücretle yardıma muhtaç hale getirilmiş asgari ücretlilerin her birinden -dolaylı vergiler hariç- yıllık 3 bin 500 TL vergi almasının vicdanın kabul edebileceği bir izahı yoktur. Karnını doyurabilmek için kazancının tamamını harcaması yetmeyen asgari ücretli, bu nedenle hayatını devam ettirebilmek için borçlanmaktadır. Borçlandıklarını da harcadığında önemli bir oranda dolaylı vergi veren asgari ücretli, maaşından hiç bir vergi kesintisi yapılmasa dahi kamu harcamalarına gücünün üzerinde bir katkı sağlamaktadır.

Mecliste görüşülen bütçe revize edilmeli ve asgari ücret vergi dışı bırakılmalıdır. Bu şekilde ekonomik kriz ve durgunluk nedeniyle zor bir dönem geçiren reel sektöre fazla bir yük getirilmeden asgari ücretli bir nefes almış olur. Dönem sonuna kadar en azından açlık sınırının altına düşmemesi için asgari ücretlinin eline net geçen miktar en az 2 bin 350 TL olmalıdır.

MAFYATİK DİZİLER VE TOPLUM ÜZERİNDEKİ ETKİLERİ

Zihinsel ve kültürel emperyalizmin araçlarından biri olarak sosyal mühendisler tarafından toplumun şekillendirilmesi ve yönlendirilmesi noktasında etkili bir şekilde kullanılan televizyon dizileri, toplumun, inanç ve ahlak değerlerini onarılması güç bir şekilde tahrip etmeye devam etmektedir. Özellikle gençler ve çocuklar, hayatla ilgili rollerini belirlerken izledikleri dizilerdeki kahramanları kendilerine model olarak benimsemektedirler.

2000’li yılların başında ağırlık kazanmaya başlayan silahlı ve şiddet içerikli dizilerin sayısında 2005 yılından sonra ciddi bir artış yaşanmıştır. Çocuklar, kişilik kazanma dönemini bu yayınların tahribatı altında geçirmekte ve kişilik bozukluklarına neden olmaktadır. Bu sebeple, gençler arasında saygıdeğer olmak ve saygı görmek, sert ve kavgacı bir tutum sergilemekle eşdeğer olarak görülmektedir.

Özellikle son yıllarda sayıları artan mafyatik ve kaotik şiddet ortamını canlandıran diziler, toplumun adalet duygusunu zedelemekte; toplumu şiddete, cinayete ve düşmanca tavırlar sergilemeye yöneltmektedir. Söz konusu dizilerde toplumu ayakta tutan ve yüce bir değer olan adalet duygusuna büyük zarar vermekte ve adaletin eli silahlı kişilerce sağlanabileceği teması işlenmektedir.

Toplumda artan ayrışma, şiddet, saldırganlık ve cinayetlerde; yine okullarda baş gösteren minyatür çetelerde ve bir takım ırkçı saldırılarda; gençlerde ayrıştırıcı bilinç oluşturan, silahı bir aksesuar olarak gösteren, aklı devre dışı bırakan uyuşturucu maddeleri sevdiren, yer yer de kavmiyetçiliği özendiren söz konusu dizilerin payı göz ardı edilemez. Bu tür kaotik ve mafyatik dizilerin toplumda açtığı derin yaralar karşısında denetim mekanizması olan RTÜK başta olmak üzere ilgili bakanlıkların ve meclisin sessiz kalması anlaşılır gibi değildir. RTÜK’ün toplumun ahlak ve değerleriyle örtüşmeyen hatta toplumu anarşi ortamına ve asayişi bozan olaylara özendiren tüm yapımlar hakkında harekete geçmesi ve bu yayınlar için kitle iletişim araçlarına halkın inanç ve değerleri doğrultusunda belli standartlar getirmesi gerekmektedir. Aksi halde toplumda yaşanan şiddet vakaları, devlet ihmaliyle artış gösterecek ve kaosun önünü açacaktır.

YÜKSEK HIZLI TREN KAZASI

Geçtiğimiz Perşembe günü Ankara-Konya seferini yapan yüksek hızlı trenin, aynı rayda kılavuz lokomotife çarpması sonucu yaşanan kazada 9 vatandaşımız vefat etmiş, onlarca vatandaşımız yaralanmıştır. Henüz 8 Temmuz’da Çorlu’da yaşanan facianın yaraları sarılmamışken; en güvenli ulaşım yollarından biri sayılan demiryolunun yeni bir kaza ile gündeme gelmesi kaygı vericidir.  Özellikle sinyalizasyon sistemi ile ilgili bakanlıktan gelen itiraf şeklindeki açıklamalar, kazanın ihmal boyutunu gözler önüne sermektedir.

Kaza ile ilgili çok yönlü bir tahkikat başlatılarak olay derinlemesine araştırılmalı, sorumlular ve ihmali bulunanlar hangi makamı işgal ediyor olurlarsa olsunlar, yargı önünde hesap vermelidir.  Bu olayın da daha önceki kazalarda olduğu gibi üzeri örtülmemeli, yeni facialara yol açmaması için önleyici tedbirlere başvurulmalıdır. Bu kazayı elem verici acı bir tecrübe olarak görüp bir daha bu tür kazaların yaşanmaması için gerekli her türlü tedbir alınmalıdır.

Bu vesileyle, kazada vefat eden vatandaşlarımıza Cenab-ı Allah’tan rahmet, ailelerine başsağlığı diliyor; yaralı kardeşlerimize acil şifalar temenni ediyoruz.

YENİ SINAV SİSTEMİ

Milli Eğitim Bakanlığı Ölçme, Değerlendirme ve Sınav Hizmetleri Genel Müdürü Sadri Şensoy'un; "yakın zamanda, eğitim sistemi içerisindeki tüm sınavlar yeniden düzenlenecek" şeklinde bir beyanı basına yansıdı. Eğitim öğretim sisteminde yakın geçmişte onlarca farklı sınav sistemi uygulanmış, bunların hiçbirinden istenilen sonuç alınamadığı gibi, çocuklarımız okul hayatlarında birden fazla farklı eğitim ve sınav sistemine muhatap kılınmıştır.

Eğitimin amacı faydalı bireyler yetiştirmektir Sınav maratonu ise sadece maraton koşucusunun sırasını belirlemektedir. Bugüne değin uygulanan eğitim politikaları çocuklarımızı birer öğrenci olarak değil, yarışmacı olarak yetiştirmiştir. Mevcut sistem, öğrencilere zihin yorgunluğu yaşatan, öğretmekten ziyade ezberleten ve dolayısıyla kolay unutturan, bilgiyi; İnsanlığın istifadesine sunmaktan ziyade sınav merkezli kullanan, neredeyse birer otomat olarak yetiştirmekten başka bir şey yapmamıştır.

Aynı şekilde ekonomik modeller ve istihdam yetersizliği, yükseköğrenimde de farklı sorunlar oluşturmakta ve bir ülkenin lokomotifi sayılan genç kuşağı dönüşü olmayan bir biçimde uyuşturmaktadır.  Eğitim kalitesinde dünya genelinde ilk 100 ülke arasına bile giremememiz, sistemin kalıcı ve nitelikli bir şekilde dönüşümüne mecbur etmekteyse de bu, Eğitimin siyasi iktidarların yapboz tahtasına dönüştürülmesini haklı kılmamaktadır.

Eğitim politikası, tarihi ve kültürel birikimlerden faydalanılarak, ithal değil yerli dinamikler üzerine inşa edilmelidir. Toplumun değerleriyle beslenmeli ve ahlaki temelin üzerine oturtulmalıdır. Eğitim politikaları ekonomik ve sosyolojik politikalarla koordineli olarak yürütülmeli; eğitim fakültelerinde de öğretmenler bu formasyonla yetiştirilmelidir. Bu anlamda çocuklar bir yarışmacı olarak değil bilgiyi arzulayan; ahlaklı, adil bir toplumun temellerini atacak, berrak zihin yapısına sahip öğrenciler olarak yetiştirileceği bir eğitim sisteminin inşa edilmesi zaruret haline gelmiştir.

SİYONİST REJİM SALDIRILARI

İslam dünyasının parçalı ve ihtilaflı yapısı ile güçsüz durumundan cesaret alan siyonist işgal rejimi, son on gündür Filistinlilere yönelik baskın ve saldırılarını arttırmıştır. Saldırılar neticesinde ev ve iş yerleri yıkılmış ve birçok Filistinli kardeşimiz şehit olmuştur. Gösteriler bahane edilerek Ramallah kenti giriş çıkışlara kapatılmış,  ev ve iş yerlerine saldırılar düzenlenerek birçok Filistinli zindanlara kapatılmıştır. Siyonist rejim gözetiminde, işgalci yerleşimciler tarafından da baskınlar yapılmış ve Filistinli siyasetçileri tehdit eden afişler dağıtılmıştır. Filistin siyasetindeki bölünmüşlük, İslam ülkelerinde yaşanan kaos ve ihtilaflar, siyonist işgalciyi cesaretlendirerek saldırılarının dozunu her geçen gün arttırmasına neden olmaktadır.

İşgal faaliyetleri ve insan hakkı ihlallerine rağmen siyonist rejime uluslararası hiçbir yaptırım uygulanmamakta aksine eylemleri emperyalist düzenden destek bulmaktadır. İhlallerin artışının bölge ülkelerinin siyonist rejimle ilişkilerini arttırdığı bir döneme denk gelmesi gözden kaçmamalıdır. Söz konusu ülkeler, Filistin direnişini terörist olarak görerek siyonist rejimi meşrulaştırmaktadırlar. Geçtiğimiz günlerde bazı Arap ülkelerini ziyaret eden siyonist rejimin başbakanı, işbirliklerini daha da geliştireceklerini açıkladı. Filistin halkına yönelik işgal ve acımasız soykırıma rağmen siyonist rejimle işbirliği yapmak ihanettir. Bu ihanete karşı güçlü kamuoyu baskısı oluşturulmalıdır. Siyonistlere terk edilen Mescid-i Aksa’nın kurtuluşu için Müslümanlar, küresel çapta inisiyatif almalıdırlar.

YEMEN KRİZİ VE BARIŞ GÖRÜŞMELERİ

Yedi yıldır devam eden ve yüz binlerce insanın hayatını kaybetmesine yol açan Yemen krizinin çözümü için taraflar arasında gerçekleştirilen İsveç’teki görüşmelerin olumlu sonuçlandığı açıklandı. Bu yönde ilk adım olarak insani koridorun açılması, Hudeyde’den askeri güçlerin çekilmesi, esir takası, gıda ve ilaçların iç bölgelere ulaştırılması gibi konularda anlaşma sağlandığı ifade edilmiştir.

Yemen krizinde aktif rol oynayan bölge ülkeleri çözüm için çaba göstermeli ve iç savaşta desteklenen gruplar, kalıcı çözümün sağlanması için ikna edilmelidir. Sadece açlık ve ilaç yokluğu sebebiyle yüz bine yakın çocuğun hayatını kaybettiği, insanların evlerinden ve yurtlarından olduğu, şehirlerin harabeye döndüğü ülkenin istikrara kavuşması için tek yolun siyasi çözüm olduğu benimsenmelidir. Bu doğrultuda koalisyon güçleri, saldırılarına kalıcı olarak son vermelidir. Emperyalistlere milyarlarca dolar haraç vererek Ümmet’in servetini Ümmet düşmanlarına peşkeş çeken ve Yemen krizinde başrolü oynayan ülkeler çözüme zorlanmalı ve bu ülkelere gerekirse ambargo uygulanmalıdır. Aksi takdirde Yemen, onarılmaz bir yara alacak ve nesiller; savaş, açlık ve salgın hastalıklarla yok edilecektir.

HÜDA PAR GENEL MERKEZİ

Sistem "AÇIK BETA" Modundadır.

FORM BİLGİLERİNİ DOLDURUNUZ.

YUKARI