Gündem Değerlendirmesi (29.11.2018)

Partimizin 29 Kasım 2018 tarihli iç ve dış gündeme ilişkin gündem değerlendirmesi;

/ GÜNDEM DEĞERLENDİRMELERİ / Küçült | Büyüt

TEHLİKE SAÇAN SANAL DÜNYA VE ÇOCUKLARIMIZ

Kontrolsüz ve denetimden uzak internet ve akıllı telefon kullanımı her geçen gün insan yaşamını ve özellikle de geleceğimiz olan çocuk ve gençlerimizin yaşamını tehdit etmeye devam etmektedir. Son yapılan araştırmalarda internet kullanımının çocukların psikolojik ve bedensel gelişimlerini, sosyal ilişkilerini olumsuz yönde etkileyerek hem akademik hem de kişisel gelişimlerinde negatif sonuçlara neden olduğu görülmektedir.

Çocuk ve Haklarını Koruma Platformu tarafından yapılan “Dijitalde Çocuk” araştırmasına göre çocukların %78’i internette sakıncalı sitelere karşı korunamamaktadır. Ayrıca çocuklar günde 2. 7 saatini akıllı telefon, bilgisayar ve internette geçirmekte ve geçirilen bu sürenin %79’unu oyun amaçlı kullanmaktadır. Bu endişe verici tabloya karşı hiçbir tedbir alınmaması toplumsal çöküşe ciddi anlamda kapı aralamaktadır. Devletin ilgili kurumları başta olmak üzere, sivil inisiyatif ve STK’ların tamamı bu tehdide yönelik tedbirler almak için geniş bir yelpazede işbirliğine gitmeli ve âcil eylem planları hazırlamalıdırlar. Ayrıca ebeveynler çocuklarının internet, sanal dünya araçları vb. teknolojik aletlerle geçirdiği süreyi, doğru amaçlarla doğru şekilde kullanıp kullanılmadığı gibi konularda hassas ve dikkatli davranmalı, kontrolü hiçbir şekilde elden bırakmamalıdırlar.

YEMEN’DEKİ İNSANLIK KRİZİ

Siyonist işgal rejiminin Filistin’de sergilediği ablukanın bir benzeri Yemen’de sergilenmekte ve insanların temel yaşam malzemelerine ulaşmaları ABD öncülüğündeki Suud Krallığı-BAE koalisyonu tarafından engellenmektedir. Hâlihazırda 18 milyon kişi açlık ve salgın hastalık tehdidi ile karşı karşıyadır.

Dünyanın en yoksul ülkelerinden biri olan Yemen’de acil bir ateşkesin sağlanması öncelikli bir mesele olmaktan çıkmış elzem hale gelmiştir. Bu doğrultuda öncelikle ambargonun kaldırılarak sivillerin bir an önce hayati ihtiyaçlarının karşılanması ve sonrasında ise kesin bir siyasi çözümün sağlanması İslam Dünyası ve insanlığın önündeki en önemli vazifelerden biridir.

AFGANİSTAN VE PAKİSTAN’DAKİ GELİŞMELER

Afganistan ve Taliban arasında yakın zamanda gerçekleşen müzakereler neticesinde; ABD ve yabancı güçlerin ülkeden çekilmesi konusunda mutabık kalınması ve kalıcı barışa yönelik görüşmelere devam edilmesi yönünde kararlar alınması kuşkusuz sevindirici ve umut verici bir gelişmedir.

Yıllardır çeşitli saldırılar sebebiyle binlerce insanın hayatını kaybettiği ve emperyalist güçlerin adeta karargâh olarak kullandığı Afganistan’da tarafların kendi hür iradeleri ile barış odaklı görüşmeler yapması, İslam dünyasında siyasi ihtilafların çözümü ve iç problemlerin ülkenin asli unsurları tarafından çözüme kavuşturulması noktasında bir model olabilir. Bu anlamda Afganistan’da siyasi istikrarın bir an önce sağlanmasını umuyor ve tarafların en kısa sürede nihai ve kalıcı bir barışa varmalarını arzuluyoruz.

Keşmir’de Hindistan ordusu tarafından Müslümanlara yönelik saldırılar devam etmekte ve Keşmir sorununun çözümü; Müslüman dünya için hayati önem arz etmektedir. Yine, Pakistan’da meydana gelen saldırılar; Müslüman ülkelere istikrarsızlığın ihraç edilme girişimi olup emperyalist güçlerin huzursuzluk vaadinden başka bir amaç taşımamaktadır. Siyasi ve ekonomik hesaplarını Müslüman halkların yoksulluğu ve yoksunluğu üzerine inşa eden küresel emperyalist güçler; her türlü fırsatı değerlendirmekte ve hiçbir ahlaki sınır tanımamaktadır. Emperyalizmin çıkarlarına hizmet edecek şekilde tavır ve pozisyon belirleyen İslami gruplarla yerel unsurlar, bu pratiklerinden vazgeçmedikleri müddetçe çatışmalı ortam sona ermeyecek, kaybeden Müslümanlar, kazananlar ise hep emperyalist güçler olacaktır.

DOĞU TÜRKİSTAN’DA YAŞANAN İNSANLIK KRİZİ

Çin’in Doğu Türkistan’daki Müslümanlar üzerindeki akıl almaz baskıları bir başka insanlık krizi oluşturmuş durumdadır. Uzun yıllardır süren asimilasyon neticesinde Doğu Türkistanlı mazlumlar en temel insani hak ve hürriyetlerden mahrum edilmiş ve bir açık hava hapishanesinde yaşamaya zorlanmışlardır. Her türlü fiziki ve psikolojik işkenceye maruz bırakılan Müslümanlar, sistematik bir soykırım tehdidi ile karşı karşıyadır.

Türkiye, Çin ile mevcut ekonomik ve stratejik işbirliği çerçevesinde Doğu Türkistanlı Müslümanlara uygulanan bu vahşete gereken tepkiyi göstermemekte ve yaşanan mezalime seyirci kalmaktadır. Doğu ve Güneydoğu Asya, Çin himayesi altında Müslümanlara yönelik baskı ve zorbalıkların en çok yaşandığı bölgelerden biridir. HÜDA PAR olarak Müslümanların maslahatı ve masum insanların hayat hakkı söz konusu iken ‘devlet çıkarı’ gibi müphem bir kavramın ardına saklanılmasını hiçbir şekilde ahlaki ve kabul edilebilir bulmadığımızı özellikle belirtmek isteriz.

KAŞIKÇI CİNAYETİ VE KÜRESEL ÇETENİN AÇIĞA ÇIKARILMASI

Cemal Kaşıkçı’nın Türkiye’de katledilmesi; ABD ve siyonist işgal rejimi destekli küresel bir çeteyi açığa çıkarmıştır. ABD, siyonist işgalci, BAE, Suud Krallığı ve Mısır liderlerinin ittifakı; dünyayı ateş çemberinin içine atacak siyonist politika ve stratejilerin fütursuzca ve pervasızca uygulandığını gözler önüne sermiştir. Müslüman dünyanın dizaynını fiili olarak siyonizme teslim etme arzusunda olan birtakım körfez ülkeleri, siyonizmin yılmaz savunucusu politikalar yürüterek Türkiye, İran ve halkları Müslüman olan diğer birçok devlet aleyhine programlar ve kara propagandalar oluşturmaktadır. Türkiye, Cemal Kaşıkçı cinayetindeki tüm delil ve bulguları dünya kamuoyuyla paylaşarak azmettiricileri ve fail konumundaki bu çeteyi ifşa etmeli; başta İslam Coğrafyası olmak üzere insanlığın başına bela olan bu çete yapılanmasının çöküşünü hızlandırmalıdır.

HÜDA PAR GENEL MERKEZİ

Sistem "AÇIK BETA" Modundadır.

FORM BİLGİLERİNİ DOLDURUNUZ.

YUKARI