"Siyasetimizin merkezinde insan ve adalet olacak"

Diyarbakır Bağımsız Milletvekili Adayı Yapıcıoğlu, “Bizim anlayışımızda asıl olan insandır. Siyasetin merkezinde insan olacak. Siyaset adalet temelli olacak.” dedi.

/ ETKİNLİKLER / Küçült | Büyüt

Diyarbakır Bağımsız Milletvekili Adayı Avukat Zekeriya Yapıcıoğlu, bugün merkez Yenişehir ilçesi İstasyon Meydanı’nda düzenlediği mitingde yaptığı konuşmada birbirinden önemli mesajlar verdi. Kur’an-ı Kerim tilavetinin ardından yaptığı konuşmada Yapıcıoğlu, “Bizim anlayışımızda asıl olan insandır. Siyasetin merkezinde insan olacak. Siyaset adalet temelli olacak.” dedi.

Diyarbakır Bağımsız Milletvekili Adayı Zekeriya Yapıcıoğlu, düzenlediği seçim mitinginde halka hitap etti. Konuşmasına halkı Kürtçe, Türkçe ve Zaza’ca selamlayarak başlayan Yapıcıoğlu “Amed sizinle gurur duyuyor.” diyen gençlere “Amed, babamız Adem’den beri sizin fedakarlığınızla, samimiyetinizle gurur duyuyor.” yanıtını verdi.

“Memleketin en can yıkıcı meselesi olan Kürd meselesini birkaç günde çözebiliriz”

“639 yılında İslam’la şereflendikten sonra bir daha küfre boyun eğmeyen, küfrün hükmü altına girmeyi kabul etmeyen Diyarbakır çok acılar çekti.” diyen Yapıcıoğlu “Çok sıkıntılar yaşandı. Halen 2018 Türkiye’sinde 28 Şubat yaraları henüz sarılabilmiş değil. Çekilen acıların izleri devam ediyor. Hadi kararlığımızı bir kez daha gösterelim. Zulmün tahakkümünü kırmaya kararlı mıyız? Zulmün zincirlerini kırmaya, boyunduruklarını atmaya, zulüm düzeninin çarkını bozmaya kararlı mıyız? Bozacağız inşallah. Yeter ki siz omuz omuza verin, samimiyetinizi, ihlasınızı kaybetmeyin. Kardeşlerim sorunlarımız var. Aslında pek çok kişi bu sorunların farkında ama bu sorunların hangisinin önceleneceği konusunda yapılan yanlışlar var. Çözümün ne olduğu konusunda kafalarda karışıklıklar var. Hatırlayın. Yaklaşık 3 sene önce yine bu meydanın az ilerisinde, caminin köşesinde bir miting yapmıştık. 2015 Haziran seçimlerinde. Birileri ‘Barışa şans tanıyın, bir seferliğine daha bizi destekleyin.’ demişti. Umduklarının üzerinde bir destekle meclise gidince memleketteki karışıklıklar artmıştı. ‘Kürd meselesi bizim meselemiz, bunu biz çözeceğiz.’ demişti birileri. Bugün ‘Böyle bir mesele yok.’ diyorlar. İki tarafı çıkmaz olan bu sokaktan çıkmaya kararlı mıyız? Evet, ‘Böyle bir sorun yoktur.’ diyen ile ‘Bu sorunun çözümü şiddettir.’ diyenler bu meseleyi çözemez. Biri meselenin varlığını kabul etmiyor, diğeri şiddetle çözeceğim diyor. Sorunumuz var. Bunu barışla çözebiliriz. Memleketin en can yıkıcı meselesi olan Kürd meselesini birkaç günde çözebiliriz. Bunun için önce sağlam bir irade ve dürüstlük gerekiyor. Pansuman tedbirlerle, yanlış tedbirlerle mesele çözülmez. Meselenin çözülmesi için adalet gereklidir, samimiyet gereklidir. Samimiyet olursa herkes adil olma konusunda kendi kendine söz verirse bu mesele birkaç günde çözülür.” ifadelerini kullandı.

“Siyasetin merkezinde insan olacak, hedefinde ise adalet olacak”

“Şimdi memleketin anayasası, askeri cunta anayasası var. Merkezde devlet duruyor. İnsanlar, yani siz, devletin teması, devletin toprağı kabul ediliyorsunuz.” diyen Yapıcıoğlu “Bizim anlayışımızda asıl olan insandır. Siyasetin merkezinde insan olacak. Siyaset adalet temelli olacak. İnsan merkezde olunca şu anlaşılacak; bu toprak bu aziz insanlarındır. Devlet de ona hizmet etmek için vardır. Bu anlayış oluşmadan birileri milletin çocuklarını kendine kurban etmeye devam edecek. İster devletin, ister örgütün ideolojisi olsun artık çocuklarımızı kurban vermeyeceğiz. Sesinizi yükseltin. O siyaset bohçasını toplayıp gitsin. Evet, kardeşlerim, siyasetin merkezinde insan olacak, hedefinde ise adalet olacak. Hedefi gerçekleştirmek için siyaset yapılacak. Yola çıkarken ‘gerçek adalet’ dedik. Bugün ‘önce insan, öncelik adalet’ dedik. Adalet hedeftir. Adalete ulaşmak hedeftir. Genç kardeşim sana soruyorum: ‘Kadroların çalışmasında nasıl bir çalışma yapılıyor?’ 16 yılda aldığın üniversite diplomasının kâğıt parçasına dönüşmesine razı değiliz. O yüzden mülakat değil liyakat diyoruz. Liyakati nasıl gözden uzak tuttuklarını, kadroları nasıl yandaşlara peşkeş çektiklerini dünya âlem biliyor.” şeklinde konuştu.

“Memleketi savunmaya, hakkınızı kimseye yedirmemeye kararlıyız inşallah”

 “Benim güzel kardeşlerim. Bugün 15 yıl öncesine göre cezaevindeki insanların sayısı 5 kat artmış. Neden? Çünkü millet adalete güvenmiyor.” diyen Yapıcıoğlu sözlerini şöyle sürdürdü:

“Herkes kendi adaletini kendi eliyle sağlamaya çalıştığı için bu haldeyiz. İnşallah biz adaletin savunuculuğunu yapacağız. Hizmetlerin dağıtılmasında bölgeler arası fark var mı? Diyarbakır çevre yolu kaç yıldır yapılmadı? Diyarbakır-Bingöl, Diyarbakır-Batman yolu kaç yıldır bitirilemiyor? Diyarbakır’da kaç baraj var? Kaç barajın suyu Diyarbakır’daki ovaları, tarlaları sulamak için elverişli. Karakaya’nın suyu Diyarbakır’a gelebilir mi? Atatürk Barajı, Kral Kızı, Silvan, Batman, Deve Geçidi barajı. Her tarafımız baraj. Bir tarafımız Dicle, bir tarafımız Fırat. Topraklarımız sulanmıyor. 9 barajın olacak, toprak suyla buluşamayacak. Üstelik burası uzun yıllar tarım bakanlığı yapmış birini çıkaracak. Bismil toprağı tarıma elverişli iken neden tarımla ilgili organize sanayi yok. Gidenler kendi gündemleriyle uğraşıyorlar. Sizi unutuyorlar. Sizin sorunlarınız onların sorunu değil. O yüzden Diyarbakır bu halde. Diyarbakır bunu hak etmiyor. Karacadağ’da ziyaret ettiğim köyler var. Eğer yağmur yağmasa, kurumuş otlar yeşermese sen hayvanına ne yedireceksin? Sen fenni yemle beslesen o hayvanı kaça satacaksın? Hayvancılık bitiyor, bizim bakanımızın çözümü dışarıdan canlı hayvan ithal etmek. Şimdi patates, soğan meselesi çıktı. Neredeyse soğanı, patatesi çalmasın diye nöbet tutulacak. Şimdi hırsız eve girse belki patatesle soğan götürecek. Sabah Bakan açıklama yapıyor; ‘Biz çiftçiyi ezdirmeyeceğiz.’ Aynı Bakan ‘Biz patates ve soğanı ithal edeceğiz.’ Buldukları çözüme bakar mısınız? Ne kadar dâhice. Bakın kardeşlerim belki bu kadar biliyorlar. Biz gidelim, onlara da Allah’ın izniyle yol gösterelim. Ama onlara yol gösterebilmek için önce oraya gitmemiz gerekir. Memleketin sorunları çok. Bu sorunların ne olduğunu hepimiz biliyoruz. Bunların nasıl çözüleceğine dair projelerimiz var. Bizim reçetelerimiz uygulanırsa çözülemeyecek mesele yoktur. Sadece şu kadarını söyleyeyim; Allah’ın izniyle Diyarbakır’ın sorunlarını çözme konusunda, bunu çözme pozisyonundaki insanları zorlama konusunda, sizin hakkınızı ve hukukunuzu orada savunmak için buradan, Diyarbakır’dan bağımsız aday olduk. Gidersek en güzel şekilde memleketi savunmaya, hakkınızı kimseye yedirmemeye kararlıyız inşallah.”

“Çocuklarımızın, gençlerimizin geleceğini karartan uyuşturucuyla mücadele edilmeli”

Konuşmasında her geçen gün büyüyen uyuşturucu sorununa da değinen Yapıcıoğlu, “Bacılarım, kardeşlerim. Özellikle annelere sesleniyorum. Bizim bankadaki hesaplarımız büyürse ama çocuklarımızın gençlerimizin geleceğini karartan uyuşturucuyla mücadele edilmezse, gelirinizin büyük kısmını çocuğunuz esrara verirse razı mısınız? Şu anda uyuşturucu kullanma yaşı 12’ye inmiş. İlkokul çocukları aralarında uyuşturucu muhabbetleri yapıyorlar. Bunun tedbirini alma niyetleri yok. Onların öncelikleri farklı. Onlar kendi ideolojileri ayakta kalsın, 3-5 oy kaybetmesin diye düşünüyor. Öyleyse bu sorunları dile getirecek ve çözümü gösterecek birinin sizin adınıza oraya gitmesi gerekmiyor mu? Birkaç ay önce memleketin İçişleri Bakanı bu uyuşturucuyla ilgili, ‘Okul önünde uyuşturucu satıcılarını yakalayıp ta ayağını kırmayan işini yapmamıştır.’ dedi. Bir memleket düşünün. O memleketin resmi ajansı, devlet televizyonu uyuşturucuyla ilgili haber yaparken ‘Şu kadar milyon TL değerinde uyuşturucu yakalandı.” diye haber yapıyor. İki gençten biri işsiz olan memlekette diyor. Açlık sınırının asgari ücretin altında olduğu bir memlekette milyonlardan bahsediyor. Milyonlarca lira değerinde birkaç kilo uyuşturucu. Buna şiddetle itiraz ettik. Böyle diyeceğinize şöyle bir cümle kurun dedik: ‘Şu kadar insanı zehirleyecek kadar, şu kadar gram uyuşturucu yakalandı deyin.’ İnsanların aklına; ‘Şu zehirdir, bu öldürüyor. Ama milyonlardan bahsediyorlar.’ diye bir düşünce geliyor. Çok şükür. Bu uyarımızdan sonra ajanslar uyuşturucunun parasal değerinden bahsetmiyorlar. Allah’ın izniyle biz memleketin diğer meseleleriyle güzel yollar, çözüm önerileri getireceğiz. Ama bütün bunları çözerken sakin olacağız. Çözüm yollarını getirirken memleketi savunmaya, hakkınızı kimseye yedirmemeye kararlıyız inşallah.” şeklinde konuştu.

“Bizim talebimiz Amed’e, onun aziz halkına hizmetkâr olmaktır”

“Allah’ın izniyle biz memleketin diğer meselelerine de çözüm önerileri getireceğiz. Ama bütün bunları çözerken sakin olacağız.” diyen Yapıcıoğlu, “Bizim talebimiz Amed’e, onun aziz halkına hizmetkâr olmaktır. Bu bizim için şereftir. Bu şerefi bize layık görmenize ihtiyacımız var. Kardeşlerim sizin bu seçim döneminde nasıl bir çalışma içinde olduğunuzu biliyorum. Bu fedakârlığınız güzel meyveler verecektir inşallah. Bu meyveleri sandıktan toplamak için 2 günümüz kaldı. Pazar günü inşallah o meyveleri toplayacağız. Bir istirhamım var. Sandığa giden oylarınızı sakın zayi etmeyin. O sandığı gidecek oyların sayısını artırmak için çok ciddi fedakârlığınız, çabanız oldu. Ben de bunu karşılayacak bir şey yok. Ecrinizi Allah-u Teâla versin. Pazar günü gözümüzü kırpmayacağız. Kimsenin hile hurda yapmasına, sizin iradenizi çalmasına izin vermeyin. Sandıkları koruyacak mıyız, oylara sahip çıkacak mıyız? Oy emanettir, onu koruyana, sahip çıkana verilir. Hem Pazar günü sandıkta sahip çıkacağız. Hem de destek veren kardeşlerin iradesine sahip çıkacağız. Birileri seçimden seçime gelip size selam verir. Destek aldıktan sonra bir dahaki seçim dönemine kadar sizi hatırlamıyorsa, oraya gidene, kendi ideoloji, menfaati için çalışıp sizi unutuyorsa o sizin iradenize çalışmıyor. Sizin iradenizi çalmıştır. Biz diyoruz; ‘Bizi kandıran bizden değildir.’ İnşallah bu kardeşiniz sizin temsilciniz olarak oraya gidince bazı şeyler değişecek. Siyaset değişecek. Biz yola çıktıktan beri diyoruz; ‘Halkının yüzde 99’unun Müslüman olduğu ülkede hala halkın inancına aykırı kanun varsa bu ayıp yeter. Bir insan milletin vekâletini alıp Ankara’ya gittikten sonra mecliste otururken, milletin oylarıyla oraya gelen insanlarla birleşip insanın tarihine, geleneğine aykırı adımlar atamaz. Sadece onun ismini anıp onun inancına küfrederek, tarihini reddederek yapılan düzenlemeler bizim tarafımızdan afişe edilecektir. Bir çiçekle bahar gelmez. Ama her bahar bir çiçekle gelir. Uyanık bir kişi varsa uyuyanları uyandırmaya yeter. Bugün 1, yarın 11, sonra 111, gümbür gümbür geliyoruz. Ey millete yabancı olanlar! Ey bu milletin tarihine yabancı olanlar! Bu milletin inancından nasibini almayanlar, bohçanızı toplayın. Sizler suyun üstündeki köpüksünüz. Hepiniz gideceksiniz.” dedi.

“Pazar günü sandıklara ve milletimizin iradesine sahip çıkalım”

“Aziz kardeşlerim. Bir günümüz ve gecemiz kaldı. Sizden bir şey istiyorum. Hafızanızı tarayın, telefon rehberine bakın. Aramadığınız, ikna edebileceğiniz kimse var mı? Belki siyasetin kaderini değiştirecek bir oy olur.” diyen Yapıcıoğlu sözlerini şöyle noktaladı: “Sadece rekorları değil, zincirleri de kıracağız. Yaklaşık 40 gündür vatandaşlarımızı ziyaret ediyoruz. Bir hususu hatırlatıp sözlerimi bitireceğim. Gezdiğimiz yerlerde şunu fark ettik. Bu seçimde iki pusula var. Milletvekili için bir pusula, Cumhurbaşkanı için ayrı bir pusula. Özellikle yaşlılarımız, okuma yazması olmayanlar karıştırıyor. Hem Cumhurbaşkanı için hem milletvekili için aynı pusulayı kullanacaklarını sanıyorlar. Şu partilerin logolarının olduğu pusulada sadece milletvekili için oy kullansınlar. Seçime giren 7 partinin Cumhurbaşkanı adayı var. Ona oy vermek isteyenler o pusulaya değil, Cumhurbaşkanı pusulasına oy versinler. Yoksa oyları yok sayılır. Bir tek oyumuzun heba olmaması için de lütfen çaba gösterelim. Pazar günü sandıklara ve milletimizin iradesine sahip çıkalım. Siz sahip çıkın ki bizde Diyarbakır’a, onun aziz halkına, sorunlarına sahip çıkalım. Onlara çözüm önerileri getirelim. Son olarak siyaset sahnesine çıktığımız günden beri yaptığımız bir dua var. Buradan tekrar edeceğim. Siz âmin deyiniz. İnanıyorum aranızda çok Salihler var. Bağımsızlar için kura çekilirken yedinci sıranın çekilmesini temenni ettim. Yedinci sıra bize çıktı. Dün gece bu alana geldim. ‘Burada güneş olacak.’ dedim. Rabbim lütfedip gölge gönderdi. Bir daha kardeşlerimden dua istiyorum. Aranızda duası makbul çok kardeş var. Buna inanıyorum; Ya Rabbi, kalplerimizi dünya mallarına ve makamlarına meylettirme. Ya Rabbi, bu aziz millete senin rızan için hizmet etmeyi bize bahşet. Ayaklarımızı dosdoğru yol üzerinde sabit tut. Ya Rabbi, bizlere hidayet verdikten sonra ayaklarımızı kaydırma. İslam’la şereflendikten sonra bir daha küfrün tahakkümüne girmeyen Diyarbakır’ı bu sıkıntılardan kurtar. Bütün İslam âlemini zulmün her çeşidinden ve küfrün her milletinden muhafaza et. Allah cehd ve gayretinizi artırsın inşallah. Esselamu aleyküm.”

“İnsan kullandığı oydan mesuldür, bu nedenle dikkatli davranması gerekir”

Genel Başkan Yardımcımız Hüseyin Yılmaz ise mitingde yaptığı konuşmada “Diyarbakırlı hemşerilerim malumunuz bu seçimde Diyarbakır’da partimizin adıyla seçime girmiyoruz. Partimizin başkanı Zekeriya Yapıcıoğlu adıyla seçime giriyoruz. Kardeşim Zekeriya adayımızdır. Siz onu çok iyi tanıyorsunuz, benim yirmi beş yıllık arkadaşım ve ortağımdır. Bugüne kadar birlikte sizin ve memleketimizin hizmetindeydik. Ben vekâletimi ona verdim, istiyorum ki sizde vekâletinizi, ona verin. Oylarınızla ona destek çıkın ve onu meclise gönderin. Kardeşlerim, bacılarım, iki gün sonra sandık kurulacak ve gidip oylarınıza kullanacaksınız. Ankara’da sizi temsil etmesi için kendinize vekil tayin edeceksiniz. İnsan kullandığı oydan mesuldür, bu nedenle dikkatli davranması gerekir. Kişinin oy verdiği kişiye inanması ve ondan emin olması gerekir. Sizler iman ehli, namazlı, niyazlı kişilersiniz. Oylarınızı sizin gibi iman ehli olan namazlı, niyazlı kişilere verin. Oylarınızı ve vekâletinizi, inkârcılara ve terk-i salâtlara vermeyin. Oylarınızı, sözü ve özü doğru olan, ahlaklı ve dürüst kişilere verin ki sizleri kandırmasınlar ve emanetinize sahip çıksınlar.” dedi.

“Bize ve memleketimize zarar verenleri oylarımızla desteklemeyelim”

“Sizler bu güne kadar oylarınızla diğer partileri desteklediniz. Onları kendinize vekil tayin ettiniz ve Ankara’ya gönderdiniz. Şimdi söyleyin bana, bu güne kadar bu insanların size ne faydası dokundu? Memleketimize ne faydaları oldu?” diye soran Yılmaz “Onların bir kısmı Ankara’ya gittiler. Sadece kendi menfaatlerini düşündüler, zenginliklerine zenginlik katmak için, ihale ve teşvik peşinde koştular. Biz de diyoruz ki; artık oylarınızı bu hırsızlara ve yalancılara vermeyin. Yine onların bir kısmı sizden diliniz için, memleketiniz için oy istediler, siz de onlara vekâlet veridiniz. Fakat onlar da sizi kandırdı. Sizin hakkınızı aramadılar. Geldiler evlerinizin önüne, sokaklarınızın başlarına çukur kazdılar, bomba koyup patlattılar, evlerinizi başlarınıza yıktılar. Evlerinize, malınıza, mülkünüze el koydular. Çocuklarınıza el koydular, ellerine silah verdiler. Binlerce kızımızın ve erkeğimizin ölümüne sebep oldular. Artık yeter değil mi? Ne zamana kadar bu böyle sürecek. Artık aklımızı başımıza almamız lazım. Artık ölüm isteyenleri, bize ve memleketimize zarar verenleri oylarımızla desteklemeyelim.” diye konuştu.

“Gelin bizim için memleket için çalışanları kendimize vekil seçelim”

Yılmaz sözlerine şöyle devam etti: “Size bir misal vereyim. Diyorlar ki; “Adnan Menderes, başbakanlığı zamanında kapısının üzerine şunu yazmış: ‘Doğu illerinin milletvekilleri her zaman gelip benimle görüşebilirler. Batı milletvekilleri ise haftada bir gün randevu alarak görüşebilirler.’ Batı milletvekilleri bu durumu Menderes’e şikâyet ediyor ve doğu milletvekillerine torpil yaptığını söylüyorlar. Menderes onlara diyor ki ‘Boşuna kendinizi üzmeyin. Doğu milletvekilleri gelip benden çocukları için iş ve tayin istiyorlar. Siz ise gelip benden yol, köprü ve fabrika istiyorsunuz.” Bu misalde de gördüğünüz gibi, bizim vekillerimiz bugüne kadar sadece kendilerine ve ailelerine çalıştılar, memleketimize hizmet etmediler. Bu hal böyle sürmesin. Gelin bizim için memleket için çalışanları kendimize vekil seçelim ve onları meclise gönderelim. Ankara’ya gidip hakkımızı hukukumuzu arasınlar. Büyüklerimiz Şeyh Said kıyamı zamanında şöyle söylemişlerdi: ‘Vurun padişah yoktur. Ankara’ya gidip hakkımızı ve hukukumuzu arayalım.’ Biz de şimdi diyoruz ki ‘Padişah sizsiniz. Mühür sizin elinizde, o halde mührünüzü Zekeriya Yapıcıoğlu’nun altına vurun, onu meclise gönderin ki gidip orada sizin hakkınızı, hukukunuzu arasın. Büyüklerimizin ve Şeyh’imizin hesabını onlardan sorsun.’  Silah çare değil, ölüm çare değil. Oylarınızla bizim adayımızı destekleyin. Bütün meselelerimizi mecliste halledelim. Kuran aramızda hakem olsun. Barış ve kardeşliği isteyenler; sesinizi yükseltin. Adalet isteyenler, hep beraber yüksek bir sesle, birlikte söyleyelim: ‘Ey zalim, ey düzenbazlar! Geçti sizin devriniz, artık devir bizim devrimiz. Daha yüksek sesle söyleyelim; sesimiz Ankara’ya, Amerika’ya ulaşsın. Bütün dünya sesimizi duysun, bir daha yeniden söyleyelim; Ey zalim ey düzenbazlar! Geçti sizin devriniz artık devir bizim devrimiz.”

“Yapıcıoğlu’nun düzenlediği miting büyük bir coşkuya sahne oldu”

Saat 17.30’da Yenişehir ilçesi İstasyon Meydanı’nda düzenlenen miting büyük bir coşkuya sahne oldu. Mitinge Kadınından erkeğine, gencinden yaşlısına her kesimden insanlar yoğun katılım gösterdi.

Gruplar halinde miting alanına gelen Diyarbakırlılar, "Doğru karar doğru tercih", "Oylarımız Zekeriya Yapıcıoğlu olsun, kazanan Diyarbakır olsun", "Erdemli siyaset özlenen adalet" ve "Ümidimiz Zekeriya Yapıcıoğlu" yazılı dövizler taşıdı.

Yapıcıoğlu’nun konuşması sırasında sık sık “Amed’in onuru Yapıcıoğlu”, “Adaletin umudu Yapıcıoğlu”, “Diyarbakır seninle gurur duyuyor”,  “Önce insan öncelik adalet”,  “Dürüst siyaset gerçek adalet”, "Zekeriya Yapıcıoğlu meclise", "Diyarbakır seninle hizmet görecek", "Seçimde oyumuz Zekeriya Yapıcıoğlu’na ve "Umudumuz Zekeriya Yapıcıoğlu" sloganları atıldı.

Yapılan konuşmaların ardından platforma gelen sanatçılar, seslendirdikleri marş ve ezgilerle halka coşkulu anlar yaşattı.

DİYARBAKIR İL BAŞKANLIĞI

Sistem "AÇIK BETA" Modundadır.

FORM BİLGİLERİNİ DOLDURUNUZ.

YUKARI