"İşgalci israille ilişkileri kesin"

Genel Başkanımız Sayın Zekeriya Yapıcıoğlu, Siyonist terör şebekesi israilin son saldırıları ve ABD’nin büyükelçiliğini Kudüs’e taşımasına dair değerlendirmelerde bulundu.

2017-12-06 13:23:12 / GENEL BAŞKAN / Küçült | Büyüt

Kudüs'ün ümmetin ortak değeri olduğunu ifade eden Genel Başkanımız Zekeriya Yapıcıoğlu, Doğruhaber gazetesine yaptığı değerlendirmede, “İslam ülkeleri bu terör şebekesi ile diplomatik ve ticari bütün ilişkilerini kesmelidir. Sadece tehdit ederek siz şunu yaparsanız biz böyle yaparız demekle geri adım attıramazsınız.” dedi.

“İslam ümmeti olarak savunma pozisyonundan çıkıp atak pozisyona geçmemiz gerekir.” diyen Yapıcıoğlu, “ İslam ülkeleri bu terör şebekesi ile diplomatik ve ticari bütün ilişkilerini kesmelidir. Sadece tehdit ederek siz şunu yaparsanız biz böyle yaparız demekle geri adım attıramazsınız.” ifadelerini kullandı.

Genel Başkanımızın Doğruhaber Gazetesine verdiği röportaj:

Terör şebekesi ile diplomatik ve ticari bütün ilişkiler kesilmelidir

Filistin'de Gazze ve Batı Şeria'nın bir kısmı hariç tümünün işgal altında olduğunu ifade eden Yapıcıoğlu, “Siyonist çete, bütün bir Filistin çepeçevre karadan ve denizden kuşatılmış açık hava hapishanesine çevrilmiştir. Şu anda İslam ülkeleri 1967 sınırlarında başkenti “Doğu Kudüs” olan bir Filistin devletinden söz ediyorlar. Aslında olması gereken başkenti Kudüs olan bağımsız bir Filistin devletidir. Siyonist terör şebekesini bir devlet olarak tanımak ve onunla bir devletmiş gibi diplomatik, siyasi ilişki geliştirmek hiçbir İslam ülkesine ve Müslümana yakışmaz. Şayet 1967 sınırları kabul edilip ve bir lütuf olarak sunulursa Siyonist çete kesinlikle bu sınırlarda da durmayacaktır. Asla böyle bir niyeti de yoktur. Eğer siz bütün olarak Kudüs'ün tamamını Filistin'in başkenti olarak kabul etmezseniz Kudüs'ün israil terör şebekesinin başkenti olarak adım adım tanınması ve bu fiili statüye kavuşması mukadder olacaktır. İkisi bir arada olamaz. Hem Siyonizm hem Müslümanlar aynı şehirde yaşayamaz. İslam ülkeleri bu terör şebekesi ile diplomatik ve ticari bütün ilişkilerini kesmelidir. Sadece tehdit ederek siz şunu yaparsanız biz böyle yaparız demekle geri adım attıramazsınız.” şeklinde konuştu.

Ümmet ayağa kalkarsa çakallar da tilkiler de kuyruğunu kıstırıp giderler

Bu adımların ‘ılımlı İslam' projesinin meyveleri olduğunu savunan Yapıcıoğlu, “Suudi Arabistan tarafından ortaya konan son çizgi değişikliği, akabinde HAMAS'ın, İHVAN'ın ve Dünya İslam Âlimleri Birliği'nin terör listesine alınmasının sonuçlarıdır bunlar. İslam ümmeti böyle paramparça olmasaydı, birbiriyle uğraşmasaydı, ihanet içerisindeki yöneticiler Müslümanların aleyhine olan tavır ve davranışların içine girmeseydi Siyonizm ve uşakları bu kadar cesur olamazdı.  İslam ülkelerinin idarecilerinden yeterli tepkinin gelmeyeceği düşüncesiyle hatta tecrübesiyle bu adımları atıyorlar maalesef. Siyonizm mevcut nüfusuyla idare edebileceğini, hükümranlığını devam ettirebileceğini bilseydi belki şu anda Nil ile Fırat arasına kadar işgale girişebilirdi. Ümit ederim ki bu son hamle İslam dünyasının üzerindeki ölü toprağını atmasına vesile olur. Ümmet şuuru ölmemiştir, ümmet şuuru uykudadır. Bu ve benzeri şoklar bu şuuru uyandırmaya vesile olabilir. Bu şuur uyanırsa, gölgede uyuklayan bir aslan gibi ümmet ayağa kalkarsa çakallar da tilkiler de kuyruğunu kıstırıp giderler. Ama bunun için o şuurun uyanması lazım.” dedi.

Kudüs Ümmetin ortak değeridir

“Eğer büyük düşünmezseniz yavaş yavaş gerilersiniz.” diye konuşan Yapıcıoğlu, “İslam İşbirliği Teşkilatı'nın kuruluş sebebi Mescid-i Aksa'nın Siyonistler tarafından yakılmasıdır. Fakat şu anda bu teşkilat ve içindeki üyelerin bir kısmı Siyonist terör şebekesi ile bire bir çalışmaktadır. Burada özelikle yöneticileri söylüyoruz, halkları Siyonistlerle dost değil. Veliaht Prens Selman'ın Mahmut Abbas'a, ‘Ya Amerika'nın dediklerini yaparsın veya istifa edersin' tehdidi basında da çok yer aldı. Kendi şahsi ikballeri veya otoritelerini hâkim kılmak için dalalete sapmış olanlarla saf tutmayı, dosdoğru bir çizgi üzerinde yürümeye tercih edenlerin kim olduğunu herkes gördü. Nimet, sadece bu dünyada n saltanat makamlarına oturmak değildir. Onlarla anlaşma pahasına nimet gibi görünen bu makamlar, zillet içinde yaşamakla eş değerdir. Çok ciddi zararların başlangıcıdır, gerçek nimetin elden gitmesidir, heba olmasıdır. İslam ülkelerinin Müslüman halkları, ihanet içinde olan yöneticilerinin tahtlarının sallanıp yıkılışını da görecektir inşallah. Kudüs ümmetin ortak değeridir. Eğer bizim şiarlarımıza yapılan saldırıları topyekûn karşılama ve o saldırıları püskürtme içine girmezsek, o zaman sadece Araplar veya Filistin değil bütün ümmet kaybeder.” ifadelerini kullandı. 

siyonist terör şebekesini bir devlet olarak tanımaktan vazgeçin!

İslam ülkelerini idare eden yöneticilere çağrıda bulunan Yapıcıoğlu son olarak şunları söyledi; “Siyonist terör şebekesini bir devlet olarak tanımaktan vazgeçmeli, bütün diplomatik ve ticari ilişiklerini hemen kesmelidirler. Bunu sadece tehditle, gelecek zaman kipiyle cümleler kurarak değil somut olarak yapmalıdırlar. İslam İşbirliği Teşkilatı kendini kontrol etmeli, varlık nedenini yeniden hatırlamalı, başta işgal altındaki Filistin toprakları olmak üzere Siyonistler ve haçlılar tarafından işgal edilen ümmetin toprakları için güç birliğine gitmelidirler. Hatta birlik sağlandıktan sonra Siyonistlerle ilişkilerini kesmeyen kara listeye alınmalıdır. Neden bizler hep Batı'nın veya ABD'nin sözde terör listelerini konuşuyoruz ve bunlara cevap yetiştirmeye çalışıyoruz? İslam ülkeleri de bir liste oluşturmalıdır. Biz Batı'nın sözleri ile hareket edersek ümmetin izzetli evlatlarını, HAMAS'ı, İHVAN'ı, Hizbullah'ı veya Dünya İslam Âlimler birliğini terör listesine almalarını konuşmaya devam ederiz. Başka ifadeyle, suçluluk psikolojisi ile savunma yapmaya devam ederiz. İslam ülkeleri bir liste yapmalı, bu listede de Siyonistler birinci sırada baş terörist ilan edilmeli ve ona destek veren herkesi de teröre destek verenler kategorisine almalıdır. Hatta bunlarla ilişki içinde olanlar, ticaret yapan şirketleri de kara listeye almalıdır. Böyle cesur ve radikal adımlar atılırsa inanıyorum ki düşünmek zorunda kalacaklar ve şu ana kadar göstermiş oldukları cüreti kaybedecekler. Eğer bu olmazsa onlar sürekli üstümüze gelmeye devam edecekler ve bizlerde hep savunmada kalacağız. Sürekli savunmada kalan ne kadar sağlam savunursa savunsun gevşek anlarında parça parça geriye gitme riskini de görmelidirler. İslam ümmeti olarak savunma pozisyonundan çıkıp atak pozisyona geçmemiz gerekir.”

HÜDA PAR GENEL MERKEZİ

Sayfamızı Beğenin

Takip Edin

Abone Olun

Abone Olun

Sistem "AÇIK BETA" Modundadır.

FORM BİLGİLERİNİ DOLDURUNUZ.

YUKARI