"Adalet devletleri ayakta tutan en önemli ilkedir"

Ankara İl Teşkilatımızın 1'nci Olağan Kongresinde konuşan Genel Başkan Yardımcımız Aydın Gök, devletleri ayakta tutan en önemli ilkenin adalet olduğunu söyledi.

/ KONGRELER / Küçült | Büyüt

Ankara İl Teşkilatımızın 1'nci Olağan Kongresi yapıldı. Kongreye; Genel Başkan Yardımcımız Aydın Gök, Genel Sekreterimız Şehzade Demir, GİK üyelerimizden Abdussamet Yalçın ve Mahmut Tekdal, Medya Tanıtım Başkan Yardımcımız İnan Sur, Saadet Partisi Ankara İl Başkan yardımcılarından Resulu Küçük, Sabri Bayraktar, Ankara İkra-Der Başkanı Yusuf Alpsoy ve davetliler katıldı.

Ankara’nın Sincan ilçesinde düzenlenen kongre, Cami İmam Hatibi Abdullah Asilsoy’un Kur'an-ı Kerim tilaveti ile başladı.

Ardından açılış ve selamlama konuşması yapan Ankara İl Başkanımız Reşat Uşar, partisinin açılış amacına değindi.

Yaklaşık 5 yıl önce siyasete ahlak ve erdem kazandırmak amacıyla “dürüst siyaset, gerçek adalet” düsturu ile yola çıktığımızı ifade eden Uşar, “Siyaset, sorunlara çözüm üretme, milleti bir bütün olarak kucaklama sanatıdır. Bizler biliyoruz ki hizmet siyaset ile başlar. Bununla birlikte siyaset tabiatı gereği zor, meşakkatli ve mesuliyetli bir iştir. Siyaset, bana ne verecek değil, ben topluma ne vereceğim demektir. HÜDA PAR olarak bizler de bu hizmet için elimizi taşın altına koymuş, hizmetkâr olmuşuz ve olmaya da devam etmekteyiz. Adaletsizliklerin giderilmesi, şehirlerimizin kalkınması ülkemizin refahı, insanımızın huzuru siyasetimizin tek hedefidir.” dedi.

Konuşmasında adaletin önemine değinen Sosyal İşlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcımız Dr. Aydın Gök, huzurun, sulh ve selametin ayakta kalabilmesi için adaletin gerekli olduğunu vurguladı.

Gök, “Geçmişte adalet dedik, bugün de adalet diyoruz, gelecekte yine adalet diyeceğiz. Zira huzurun, sulh ve selametin, kardeşliğin, ayakta ve hayatta kalabilmesinin teminatı adalettir. Allah’ın peygamberleri de yeryüzünde adaleti tesis etmek için gönderilmişlerdi. Evet, adalet; devletleri ayakta tutan en önemli ilkedir. Yerde, gökte ve denizlerde, kâinattaki her şey insanlara hizmet için var olduğu gibi devlet de insana hizmet için vardır. Toplum tasavvurumuzun, devlet anlayışımızın merkezinde insan ve adalet vardır.” ifadelerini kullandı.

“28 Şubat’ın üzerinden 21 yıl geçti, mağduriyetler devam ediyor”

Şubat ayı denince 28 Şubat post-modern darbesinin ve 21 yıldır bu darbenin mağduru olan Yusufîlerin akla geldiğini belirten Gök, son dönemde dillerinden adalet kelimesi düşürmeyen iktidarın bu zulme duyarsız kaldığını ifade etti.

Gök, “28 Şubat’ın üzerinden 21 yıl geçti. İşlerine geldiği gibi, zalimlerin bir kısmını cezalandırdılar. Kimi zaman işlerine geldiğinde idam verdiklerinin bir kısmını kısa sürede beraat ettirdiler. Zulmedenlerin bir kısmını cezaevlerine attılar. Fakat mazlumların mağduriyeti devam etti. Dillerinden adalet düşmüyor fakat amel yok. Zalimleri cezalandırmaktaki kasıt adalet değil de hesaplaşma olursa mazlumların mağduriyeti devam eder. FETÖ davasında 23 bin emniyet personeli, 8 bin 500 TSK personeli, içlerinde yüksek yargı mensuplarının da olduğu 4 bin hâkim ve savcı FETÖ terör örgütü mensubu olma suçundan görevden uzaklaştırıldılar, önemli bir kısmı cezaevlerine konuldu. Kolluk aşamasından Yargıtay aşamasına kadar bütün aşamalarda Müslümanlara, söz konusu bu örgüt üyeleri tarafından kumpaslarla ağır cezalar verildi. Kimisi 25 yıldır cezaevinde adalet bekliyor. Öte yanda içlerinde müebbet alanların da olduğu Ergenekon ve balyoz davalarından yargılanan 300 general kısa süre zarfında beraat ettirildi. Üstelik mahkemeler bu generallere toplamda yaklaşık 200 milyon yani eski parayla 200 trilyon tazminat ödenmesine karar verdi.” şeklinde konuştu.

Cumhurbaşkanının tahliyesi için ‘Ben bu makamda olduğum sürece asla’ dediği şahsın Almanlarla bir iki görüşme neticesinde serbest bırakıldığına dikkat çeken Gök, Cumhurbaşkanının ‘15 yıldır hapishanelerde çürüyen vatandaşlarımız var’ dediği Yusufîlerin KHK ile yeniden yargılama yolunu açmasını istediklerini söyledi.

“Güvenlik soruşturmalarıyla 20 yıllık emek boşa çıkarılıyor”

 “Son zamanlarda binlerce insanın mağduriyetine sebep olan bir mesele de ‘Güvenlik Soruşturmaları’ meselesidir” diyen Gök, şöyle konuştu:

“676 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile devlet memurluğuna alınacaklarda aranan şartlara ‘güvenlik soruşturması ve/veya arşiv araştırması yapılmış olmak’ ibaresi dâhil edildi. Her bakanlık alacağı memur adayları hakkında istihbarat birimlerinden güvenlik soruşturması talep ediyor. Olumsuz gelenler, alınmadığı gibi nasıl bir değerlendirme sonucu, hangi sebeple ret geldiğini de öğrenemiyor. Uzak bir akrabanın dahi faturası kişiye mal edilebiliyor. Bu durum suç ve cezanın şahsiliği ilkesini hiçe saymadır. Ailesinin emekli maaşıyla, çok zor şartlarda tıp fakültesini bitiren bir doktor adayı, yaklaşık 20 yıllık tahsil hayatından sonra tam da emeklerinin karşılığını alacakken bir memurun kanaatiyle, türlü sıkıntılar, çilelerle geçen 20 yıllık emeği boşa çıkarılıyor. Böyle bir adalet olamaz.”

“Adil olmayan diğer önemli bir mesele de yüzde 10 seçim barajıdır”

Türkiye’deki seçim barajının bir kısım seçmenin tercihini yok saydığını ifade eden Gök, “Adil olmayan diğer önemli bir mesele de; seçmenlerden önemli bir kısmının iradelerini, tercihlerini hiçe sayan bir mesele de yüzde 10 seçim barajıdır. Cumhurbaşkanlığı sisteminden önce yönetimde istikrar bahanesiyle seçim barajını savunan AK Parti, yeni sistemde böyle bir endişe olmamasına rağmen, temsilde adalet ilkesini hiçe sayarak yüzde 10’luk baraja sahip çıktı. Üstelik seçim sistemi hesaplarını istedikleri gibi evirip çeviriyorlar. Birbirleriyle taban tabana zıt düşüncelere ve programa sahip partiler dahi barajı aşabilme adına ittifaka mecbur bırakılmaya çalışılıyor.” şeklinde konuştu.

“Devlet zinayı suç saymalı, toplumu bir arada tutan değerlere sahip çıkmalı”

Bir İslam ülkesinde zinanın suç sayılmaması o ülke halkına yapılabilecek en büyük kötülük olduğunu belirten Gök, devletin bu sorunun çözümü için adım atması gerektiğini söyledi.

Gök, “Gayr-i meşru yollarla meydana gelmiş nesil ise toplum için felakettir. Hayâ ve iffetten yoksun batı tipi yaşam tarzı ve evlilik dışı ilişkiler, nesil emniyetini tehdit eder duruma geldi. Şimdi hep beraber toplum olarak bu hayâsız projelere dur demeli ve ciddi tedbirler almalıyız. Bir İslam ülkesinde zinanın suç sayılmaması o ülke halkına yapılabilecek en büyük kötülüklerdendir. Hele ki boşanma oranlarının giderek arttığı, aile içi kavgalar ve dolayısıyla kadına yönelik şiddetin arttığı, evlilik oranlarının azaldığı günümüzde, zina, fuhuş, kürtaj, alkol ve uyuşturucu gibi aile ve toplum yapısını tehdit eden fiillere gösterilecek en ufak bir müsamaha aile ve toplumun temellerini sarsacaktır. Devlet zinayı suç saymalı, toplumu bir arada tutan değerlere sahip çıkmalı, aile kurumunu koruyan ve destekleyen ciddi tedbirler almalıdır. Hatta zinanın suç sayılması yetmez. Zina ve fuhşa zemin hazırlayan, teşvik eden, yönelten her şeye engel olmaya çalışmalıdır. Bu kötü fiile teşvik eden müstehcen içerikli ne varsa yasaklamalıdır. Akıl, nesil ve namus emniyetini tehdit eden her şeyle mücadele edilmelidir.” ifadelerini kullandı.

Konuşmaların ardından yapılan oylamada Ankara İl Başkanlığımıza tekrar Reşat Uşar seçildi.

ANKARA İL BAŞKANLIĞI

Sistem "AÇIK BETA" Modundadır.

FORM BİLGİLERİNİ DOLDURUNUZ.

YUKARI