İstanbul Kadın Kollarımız 28 Şubat mağdurları için program düzenledi

İstanbul Kadın Kolları Başkanlığımız tarafından 28 Şubat mağdurlarının ailelerine yönelik kahvaltı programı düzenlendi.

2018-02-25 17:03:32 / ETKİNLİKLER / Küçült | Büyüt

Düzenlenen programda konuşan 28 Şubat mağduru Yasin Demir'in eşi Semiha Demir, "Yıllarca cezaevi yollarında gezdik. Çocuklarımız o yollarda büyüdü. Çoğu mahkûm, dede oldu. Onlara müebbet verilirken bize ağırlaştırılmış müebbet verildi." dedi.

Programa İstanbul Kadın Kolları Başkan Yardımcımız Esra Sivi Türk, parti yetkilileri, 28 Şubat mağduru ve mağdur aileleri katıldı.

Programda İstanbul İl Başkanımız Erdal Elibüyük, yaptığı selamlama konuşmasında, "Yaklaşık 21 yıllık bir süreç. Belki de söylenmeyen söz, yapılmayan eylem kalmadı. Sadece bizlerin değil, herkesin konuştuğu ancak ailelerin çok fazla konuşmadığı bir süreç. Cezaevlerindeki kardeşlerimiz haricinde mağdur olan aileleri ele aldık. Zira bu süreçte birçok anne baba, birçok evlat birbirlerine hasret kalarak dünyaya veda ettiler. Bu anlamda aileler bizim için önemli. Onları gündem ettik ve etmeye devam edeceğiz." diye konuştu.

"Mağduriyetler belirtildi ama maalesef hiçbir somut adım atılmadı"

Kadın Kollarının son 3 haftadır mağdur aileleri ziyaret ettiklerini ve devam edeceklerini söyleyen Elibüyük, "Son 2-3 yıldır başta sayın Cumhurbaşkanı olmak üzere, Adalet Bakanı ve hükümetin çeşitli kademelerdeki yetkililere ulaşıldı, mağduriyetler belirtildi ama maalesef hiçbir somut adım atılmadı. Bu taleplerimiz parti olarak Genel Başkanımız tarafından bizzat iletildi. Defalarca gündeme geldi ve Adalet Bakanıyla görüşüldü ancak adım atıldığını görmedik. Biz, bize düşeni yapacağız. Siz aileler de izzetinizi muhafaza ederek, bu mücadeleyi sürdüreceğiz." dedi.

"Bu sesleniş pişmanlık hali ile af dilemesi değil, tekrar yargılanarak suçsuz olup olmadığının ortaya çıkması içindir"

Ardından İstanbul kadın Kolları Başkan Yardımcımız Esra Sivi Türk, programın düzenleme amacını açıkladı.

Türk, "Buraya toplanmamız acı ve hüznünüzü paylaşmak temelli olsa da inşallah bundan sonraki süreçte yaşanan mağduriyet ve masumiyetlerin giderilmesi ve son bulması amaçlıdır. Bizler HÜDA PAR olarak bu mağduriyeti en çok yaşayan ve bu kederle büyüyen çocukların ve ailelerin sesiyle seslenmek istiyoruz. Öncelikle sayın Cumhurbaşkanı, Adalet Bakanı ve Aile ve Sosyal Politikalar Bakanına sesleniyoruz. Bu sesleniş suçlu birinin pişmanlık hali ile af dilemesi değil, aksine tekrar yargılanarak suçsuz olup olmadığının ortaya çıkması içindir." şeklinde konuştu.

"İddia ettikleri hiçbir suçun delili yoktu onun için ceza veremiyorlardı"

Mağdur ailelerin yakınlarının da konuştuğu programda Mesut Tunce'nin annesi Leyla Tunce, oğlunun 17 yaşında tutuklanarak ciddi işkencelere maruz kaldığını ve hatta bazı arkadaşlarının şehit olduğunu söyleyerek Abdüsselam adındaki genci hiç unutmadığını ve o zaman 'Acaba oğlumda onun gibi şehit mi oldu' diye düşündüğünü söyledi.

Tunce, "Oğlumu ziyaret ettim, ama inanın hiç tanıyamadım. Ceset gibi olmuştu. Yüzünde iz olup olmadığını sordu. Demek ki işkence izleri geçmişti. Ardından 10 yıl boyunca mahkemelerde perişan olduk. İddia ettikleri hiçbir suçun delili yoktu onun için ceza veremiyorlardı." dedi.

"Çok ağır işkencelere maruz kaldılar"

Ahmet Şat'ın ablası Zeynep Durmaz, kardeşi ve kayınbiraderinin üniversiteye hazırlık için gittikleri İzmir'de yakalandıklarını ve ismi dahi olmayan bir örgüt olan İslami hareket adına yargılanarak 24 yıldır içeride olduklarını söyledi.

"O dönemde devlete kümelenmiş olan sol Kemalist zihniyet ve FETÖ Müslümanlara kumpaslar kuruyorlardı. Kardeşim ve kayınbiraderim de o kumpasların kurbanı oldu." diyen Durmaz, "Çok ağır işkencelere maruz kaldılar. İşin ilginç tarafı işkenceciler, namazı kaçırdılar diye tekrar onlara işkence ediyordu. Nasıl olur da namaz kılan biri diğer namaz kılana işkence edebiliyor ve neyin adına?" diye konuştu.

"Onlara müebbet verilirken bize ağırlaştırılmış müebbet verildi"

Yasin Demir'in eşi Semiha Demir, eşinin ciddi hastalıklarına rağmen serbest bırakılmadığını ve doktor raporlarıyla tekrar cezaevine gönderildiğini belirterek, "Yıllarca cezaevi yollarında gezdik. Çocuklarımız o yollarda büyüdü. Çoğu mahkûm, dede oldu. Onlara müebbet verilirken bize ağırlaştırılmış müebbet verildi." ifadelerini kullandı.

Demir, "Sırf İslami kişiliklerinden dolayı mahkûm edildiler. Elhamdülillah alnımız açık, başımız dik. Kim sorarsa eşim İslami davadan içeride diye gururla söylüyorum." dedi.

"Nasıl oluyor da bu Müslümanlara böyle bir zulmü reva görüyorlar?"

Eşi Hizbut-Tahrir davası tutuklu olan Kübra Duman, bu konu ile ilgilenen herkese teşekkür ederek konuşmaya başladı.

Duman, "Son 3 ayda Hizbut-Tahrir ve diğer davalar için söylenmesi gereken her şey söylendi. Gerek STK'lar gerekse hukukçu ve yazarlar tarafından söylendi ve söylenmeye devam ediliyor. Benim eşim de diğerleri gibi haksız ve hukuksuz bir şekilde yargılanıp ceza aldı. Bu kesinlikle adalet değildir. Şunu net olarak söylemek istiyorum. Adil olan Allah'ın (cc) insanlığa göndermiş olduğu İslam dışında hiçbir beşerî sistem adil değildir ve olmayacaktır. Kapitalizm ve onun uygulayıcısı olan demokrasi gibi safsataların insanlığa huzur ve adalet getirmeyeceği gibi insanlığı her daim felakete sürüklemiş ve sürükleyeceği gün gibi ortadadır." şeklinde ifade etti.

Duman, "Hadi biz eşleri olarak ceza çekiyoruz, ya sabi olan çocukların ne günahı var. Nasıl oluyor da bu Müslümanlara böyle bir zulmü reva görüyorlar?" dedi.

"FETÖ ve Kemalistlerin Müslümanlar üzerine acımasızca her türlü zulmü reva gördüğü bir dönemdi"

28 Şubat mağdurlarından Nuray Canan Songül, "Bu kadar mağduriyet varken benim kendimden bahsetmem mümkün değil. Sizler gerekeni söylediniz. Sadece örneklik teşkil etsin diye şunu söylemek istiyorum. 28 Şubat süreci kesinlikle adaletin rafa kaldırıldığı ve küresel güçlerin Türkiye'de kurguladıkları bir oyunun sahnelenmesi için FETÖ ve Kemalist kesimin Türkiye'deki Müslümanlar üzerine acımasızca, adaletsizce her türlü zulmü reva gördüğü bir dönemdi." ifadelerini kullandı.

"Ne o dönemde hakkımızı savunabildik ne de sonrasında"

"Gözaltına alındığımız dönemde bize yapılan muamele sanki bir katile bir caniye yapılır gibiydi. Kadın polisler ellerindeki coplarla önüne gelene vuruyordu. Özellikle erkeklere daha fazla işkence ediliyordu." diye belirten Songül, "Ne o dönemde hakkımızı savunabildik ne de sonrasında. Söz konusu FETÖ'nün ortakları olan darbeci paşalar olunca bir şekilde hakları iade ediliyor ve üstüne tazminat alıyorlar. Bugün bunlardan bahsediyor olmak gerçekten çok üzücü." şeklinde konuştu.

İSTANBUL İL BAŞKANLIĞI

Sistem "AÇIK BETA" Modundadır.

FORM BİLGİLERİNİ DOLDURUNUZ.

YUKARI