Gündem Değerlendirmesi (06.02.2018)

Partimizin 06 Şubat 2018 tarihli gündem değerlendirmesi;

2018-02-06 09:03:45 / GÜNDEM DEĞERLENDİRMELERİ / Küçült | Büyüt

IRAK KÜRDİSTAN BÖLGESİ İLE İLİŞKİLER

Türkiye ile Irak Kürdistan Bölgesi Yönetimi arasındaki ilişkiler 25 Eylül 2017 tarihinde yapılan bağımsızlık referandumu sonrasında sıkıntılı bir sürece girdi. O tarihe kadar Kürdistan Bölgesi, Türkiye'nin her açıdan en iyi komşusu, siyasi, iktisadi, stratejik ileri düzeyde irtibat ve ortaklıkların kurulu olduğu bir müttefiki iken, 25 Eylül referandumu ile bir anda düşmanmış gibi linçe tabi tutuldu. Neredeyse hiçbir konuda bir araya gelemeyen Türkiye, İran ve Irak yönetimleri tarafından Kürdistan yönetimi, siyasi ve diplomatik ambargonun yanı sıra hava sahasının da kapatılması suretiyle çok yönlü bir kuşatmaya maruz bırakıldı.

Gelinen noktada Kürdistan yönetiminin diyalog çağrıları, Tahran ve Bağdat yönetimleri tarafından olumlu karşılanarak sorunların bir kısmı aşıldı. Üst düzeyde diplomatik ziyaretler gerçekleşti. Erbil ve Bağdat yönetimleri arasında 6 maddede varılan anlaşma sonucunda Kürdistan yönetiminin memur maaşları gönderilmeye başlandı.

Türkiye’nin ısrarı nedeniyle bu ambargo sadece Barzani yönetimini değil, Kürdistan Bölgesindeki Kürt, Türkmen, Arap ve diğer toplumların yanı sıra Türkiye'de yaşayan halklara yönelik de toplu bir cezalandırmaya dönüşmüştür. Bölge illerinin oda başkanları, ithalat ve ihracatta yaşanan % 60’lara varan düşüşler nedeniyle ciddi ekonomik sıkıntıların yaşandığını ve bölge ekonomisinin çökme ile karşı karşıya kaldığını ifade etmektedirler. Bu durumun sürdürülebilir olmadığını ilk günden beri hep ifade ettik. Kürdistan Bölgesine yönelik sürdürülen bu yanlış politikanın bölge sorunlarının çözümüne hizmet etmediği açıktır. Erbil-Bağdat arasında yaşanan sorunların Irak anayasası esas alınarak çözülmesini talep eden Kürdistan Yönetiminin bu iradesi önemlidir. Türkiye’nin Kürdistan yönetimine yönelik bu politikasını değiştirmesi artık zorunlu hale gelmiştir.

ABD'NİN İSMAİL HENİYYE'Yİ TERÖR LİSTESİNE ALMASI

ABD yönetimi, Gazze'deki Filistin Hükümeti eski Başbakanı ve HAMAS Siyasi Büro Başkanı İsmail Heniyye'yi "küresel terör" listesine aldığını açıkladı. Dışişleri Bakanlığından yapılan yazılı açıklamada, Heniyye'nin "Özel Düzenlenmiş Küresel Teröristler" listesine eklendiği bildirildi.

Esasında İslami Direniş Hareketi HAMAS, ABD tarafından daha önce terör listesine alınmıştı. Bu, yeni bir durum değildir. Terör listesinde yer alan bir hareketin liderleri de doğal olarak onlara göre teröristtir. HAMAS’ın Gazze’deki yönetimini feshedip Filistin Uzlaşı Hükümetini göreve davet ederek ortaya koyduğu irade, siyonizmin ve ABD’nin hesaplarını bozmuştur. HAMAS’ın bu önemli hamlesi sonrasında ABD’nin Kudüs’ü siyonist işgal rejiminin başkenti olarak kabul etmesi ve İsmail Heniyye hakkındaki bu ilan, HAMAS’ın bu adımını boşa çıkarmaya, El-Fetih ile birleşmesine mani olmaya ve meşru Filistin direnişini bitirmeye yönelik bir adımdır. Bu adım, aynı zamanda El-Fetih’e de bir gözdağı, birleşmenin vaki olması durumunda El-Fetih’in de terör listesine alınacağı tehdididir.

İki devletli bir çözümden ziyade Siyonist işgal rejimi, Filistin’i federatif bir yapı olarak bünyesinde bulunduracak İsrail devletine doğru adım adım ilerlerken HAMAS’ın El-Fetih ile birleşme iradesini ortaya koyması, onları büyük bir tedirginliğe sevk etmiştir. Filistin’de vahdetin sağlanamaması, yıllardan beri Filistin davasının en önemli açmazıdır. ABD ile işgalci rejimin bu oyununun bozulması öncelikle HAMAS ile El-Fetih’in duruşuna bağlıdır. İslam ülkelerini, İslam düşmanı ABD’nin aldığı bu ve benzer kararlara karşı Filistinli kardeşlerimizin yanında olmaya ve ABD’ye karşı ortak hareket etmeye davet ediyoruz.  

SOÇİ ZİRVESİ

Hafta başında Rusya’nın Soçi kentinde Suriye Ulusal Diyalog Kongresi düzenlendi. BM yetkilileri, arabulucu ve garantör ülke temsilcileri ile yoğunluklu olarak Suriye’den rejime yakın temsilcilerin katıldığı zirveye, Rusya’nın sivillere yönelik bombardımanlarının devam etmesi ve Suriye bayrağının, kongrenin logosunda yer almasını protesto eden rejim muhalifleri katılmadı. Zirveye Suriye toplumunun temsilcilerinin ve sahadaki aktörlerin hepsi katılmasa da Suriye’nin geleceğini ilgilendiren kararlar alındı. Sonuç bildirgesinde yeni anayasanın yapılması amacıyla 150 kişilik bir konseyin oluşturulması kararının ilan edilmesi, toplantının en önemli sonucu olmuştur.

Henüz uygulama alanı bulmamış olsa da yeni bir anayasa yazılması iradesi, önemli ve desteklenmesi gereken bir karardır. Bununla beraber yeni anayasayı yazacak kurulun kimlerden oluşacağı hususu daha çok önem arz etmektedir. Bu kurulda tüm inanç ve etnik grupların temsil edilmesi gereklidir. Ülkedeki sorunları kökten çözecek, askeri yöntemleri tamamen devre dışı bırakacak, geniş tabanlı katılımcı bir siyasi yapının oluşması; adil, dengeli, sivil; tüm inanç ve etnik gruplarının haklarının korunduğu, uygulanabilir bir anayasa oluşturulmasına bağlıdır. Bu nedenle yerli unsurların tümünün uzlaşması ile bir anayasa yapılmalıdır. Garantör ülkelerin de bir dayatmada bulunmadan bu sürece katkıda bulunmaları, hususu, bundan sonrası için belki de en önemli adım olacaktır.

HÜDA PAR GENEL MEKREZİ

 

Sistem "AÇIK BETA" Modundadır.

FORM BİLGİLERİNİ DOLDURUNUZ.

YUKARI